Birdiyar.com'u açılıs sayfanız yaparak, ihtiyacınız olan bütün sitelere kolayca ulaşabilirsiniz.

   

 

 

 

 

 
 
Birdiyar Menü

Anasayfa

Sohbet
Otel Yerleri
Sevgililer Kartı
Antika Alışveriş
Rüya Tabirleri
Tatil Yerleri
Cep Temaları
Cep Duvar Kağıtları
Cep Programları
Cinsellik
Bilet Satış
Mankenler

Gül Resimleri
Gerçek Cep Sesleri
Diyet Çeşitleri
İlginç Yazılar
İlginç Bilgiler
Dizi Filmler
Hazır Site Tasarımları
Kim Kimdir?
Komik Sesler
Komik Videolar
Ata Sözleri Sözlüğü
Spor Futbol
Şarkı Sözleri
Flash Oyunlar
Programlar
Arkadaş Arama
Sağlık
Sevgi & Aşk
Her Dilde Sözlük

Aşk Resimleri
Hikayeler
Burçlar
Komik Resimler
Kitap Özetleri
Ödev Siteleri
Magazin Aktüel
Canlı Radyolar
Erotik Hikaye

Otomobil
Tatil

Reklam & İletişim

 

 

 
Birdiyar Msn Menü
Msn Messenger İndir
Msn İfadeleri
Msn Harfleri
Msn Avatar
Msn Arka Planlar
Msn Eklentileri
Genel Bilgiler
Aşk İfadeleri
Göz Kırpmalar
Nick Name
Yüklemeler
 


 
Birdiyar Cep Tema

Free Cep Programları
Duvar Kağıdı
En Yeni Cep Melodi
Polifonik Melodi
Logolar
Film Transferi
Gerçek Sesler
Cep Oyunlar
Mobil Klipler
Temalar

 

 

 
Birdiyar Bayan
Ah Şu Kadınlar
Hamilelik
Bakım Ürünleri
Doğru Giyinme
Manikür Pedikür
 Diğerleri...
 
   
 
Birdiyar.com Eglence Sitesi..

Sinema


Sayfalar:Filmler  Sinema   Sinema 1   Sinema 3 Ve Diziler  
Diger Filmler


Rocky Balboa
Yönetmen: Sylvester Stallone
Oyuncular: Sylvester Stallone Burt Young Milo Ventimiglia Geraldine Hughes
30 yıl sonra yeniden ringlerde Otuz yıl önce, Güney Philadelphia’da küçük işlerde çalışan, geleceği olmayan bir adamdı. Günün birinde şans yüzüne güldü. Ringde Apollo Creed’in karşısına çıkınca, milyonda bir elde edilecek bir fırsat yakaladı. Tek isteği sonuna dek gitmekti. Cesareti ve azmiyle hem hayatında, hem ringde milyonlara umut verdi. Şanlı günler geldi geçti. Şimdi, bir zamanların İtalyan Aygırı Rocky Balboa, eski karısının ismini verdiği Adrian’s isimli restoranında, müşterilerine eski hikayelerini anlatıyor. Zaman, onu güçten düşürmüş, yumruklarını zayıflatmış, omuzlarını çökertmiş. Geriye anlatılacak hikayelerden başka bir şey kalmamış. Ama yüreğinin derinliklerinde o hala aynı adam, hala bir savaşçı. Ağır siklet boks şampiyonu Mason “The Line” Dixon ise, kendini gerçekten ispatlamak zorunda kalmadan, dişe dokunur rakiplerle hiç karşılaşmadan almış ünvanını. Hayranları onu yetenekli, kalpsiz ama spor dünyasında gerçek bir geleceği olamayacak bir adam olarak görüyor. Bir bilgisayar simülasyonunda Rocky Balboa ve Mason Dixon karşı karşıya geliyor. Acaba hangisi kazanacak? Dixon’n tekniği ve ayak oyunları mı; Rocky’in azmi ve kaba yumrukları mı? Dixon’n menajeri, bunu müşterisinin kariyerini ilerletmek için bir fırsat olarak görerek halkın ilgisinin yeniden ağır siklet maçlarına çevrilmesinden yararlanıyor. Önce sonucun bir şaka olduğu zannediliyor: Rocky, rakibinden neredeyse iki kat daha yaşlı olmasına rağmen kazanıyor. Ve Dixon’ın gerçek bir maç istemesi üzerine Rocky, kendini sevdiklerine tekrar kanıtlamak için eline geçen bu şansı değerlendirebilmek için çalışmalara başlıyor… Sylvester Stallone’un yazıp yönettiği “Rocky Balboa”, efsanevi boks yıldızını tekrar ringlere ve perdeye taşıyor. Başrolünde de Stallone’un kamera karşısına geçtiği filmde ünlü aktöre Burt Young, Milo Ventimiglia, Geraldine Hughes ve Antonio Tarver eşlik ediyor. Filmin müziğini Bill Conti hazırlamış.


Bridge to Terabithia
Yönetmen: Gabor Csupo
Oyuncular: Josh Hutcherson Annasophia Robb Robert Patrick Zooey Deschanel
Arka bahçedeki gizli krallık Evinde ve okulda kendisini dışlanmış hisseden Jess Aarons, okulun en hızlı koşan öğrencisi olmak için yaz boyunca sıkı bir eğitim almıştır. Ama okula yeni kaydolan Leslie Burke sadece erkek çocuklara özgü olan bu yarışa katılıp beklenmedik şekilde birinci olunca, Jess’in hayalleri suya düşer. Başta Leslie’ye çok kızsa da, onun da kızların dünyasında kendisini yapayalnız hissettiğini fark edince düşüncesi değişir. İki çocuk kısa zamanda çok iyi arkadaş olur. Leslie fantastik ve büyülü hikayeleri anlatmayı çok sevmektedir. Jess ise resim yapmayı sevdiği halde bu yeteneğini o güne kadar kendisine saklamıştır. Jess ile dostluğu ilerleten Leslie, yeni arkadaşına hayal gücüyle yepyeni ufuklar açar. Kafa kafaya veren iki çocuk, Terabithia adlı gizli krallığı yaratırlar. Burası, evlerinin yakınında bulunan ormandaki bir derenin üzerindeki halat aracılığıyla inilebilen büyülü bir ülkedir. Terabithia’yı ikisi beraber yönetmekte; burada okul çocuklarına karşı çeşitli komplolar düzenleyen Karanlık Master ve emrindeki yaratıklara karşı mücadele vermektedirler. Bu arkadaşlık, Jess’te iyi yönde bir değişimin başlamasını sağlayacaktır… Arkadaşlık, aile ve hayal gücünün önemi “Narnia Günlükleri”nin yapımcılarından, arkadaşlık, aile ve hayal gücü gibi kavramlara ağırlık veren bir fantastik macera. Katherine Paterson’un Newbery ödülü kazanmış aynı adlı çocuk kitabından uyarlanan filmin yönetmeni Gabor Csupo. Başrollerde Josh Hutcherson (Jess) ve Annasophia Robb (Leslie) kamera karşısında. Senaryosunu Jeff Stockwell ile David Paterson’ın yazdığı filmde rol alan diğer oyuncular arasında Robert Patrick ve Zooey Deschanel var. Terabithia ülkesinin fantastik yaratıkları, sarayları ve birbirinden güzel ormanları, daha önce “The Lord of the Rings” ve “King Kong”un görsel efektlerini hazırlayan Weta Digital’in Oscar ödüllü görsel efekt uzmanları tarafından tasarlanarak hayata geçirilmiş. Müziklerde ise Aaron Zigman imzası var.


Başkalarının Hayatı
Yönetmen: Florian Henckel von Donnersmarck
Oyuncular: Martina Gedeck Ulrich Mühe Sebastian Koch Ulrich Tukur
Hayatın her anı kayıt altında 79. Oscar Ödülleri’nde “en iyi yabancı film” dalında ödüle layık görülen politik gerilim filmi “Başkalarının Hayatı”, Glasnost’un ve Berlin Duvarı’nın yıkılışından beş yıl önce 1984’te Doğu Berlin’de başlıyor ve izleyiciyi iki Almanya’nın birleştiği 1991 yılına kadar götürüyor. Film, Doğu Almanya’nın güçlü gizli polis örgütü Stasi için çalışan Yüzbaşı Gerd Wiesler’in yavaş yavaş gelişen düş kırıklığını konu alıyor. Eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti (Doğu Almanya) hükümeti, çöküşünden beş yıl önce iktidarını ancak acımasız bir kontrol ve gözetleme sistemiyle sürdürebilecek noktaya gelmiştir. Stasi adlı gizli polis servisine bağlı binlerce muhbirin yaptığı ihbarlar sonucunda 17 milyon nüfuslu ülkede 200 bin kişi fişlenmiştir. Hükümetin ve Stasi’nin hedefi, “başkalarının hayatları” hakkında her şeyi bilmektir. İşine aşırı bağlı Stasi polisi ve uzman sorgu yargıcı Gerd Wiesler, ünlü oyun yazarı Georg Dreyman’la ilgili kanıt toplama görevini üstlenir. Wiesler’in görevi, Devlet Güvenlik Kültür Departmanı başkanı Yarbay Anton Grubitz’in, onu Wiesler’in yeni oyununun galasına davet etmesiyle başlar. Geceye katılanlar arasında Bakan Bruno Hempf de bulunmaktadır. Gala sırasında Hempf, Grubitz’e, başarılı oyun yazarının sadakatinden kuşku duyduğunu söyleyerek geniş boyutlu bir gözetleme operasyonuna onay vereceğini açıklar. Kendi politik geleceğini aydınlatma derdindeki Grubitz, insanların tek tek izlenmesini içeren ve “etkin prosedür” adıyla bilinen yakın izleme prosedürünü uygulayacağına söz vererek operasyonun sorumluluğunu üzerine alır. Öte yandan Wiesler da, Dreyman’ın partiye yeterince sadık olamayacağı konusunda onlarla hemfikirdir. Dreyman’ın tüm faaliyetlerini gözetleyen Wiesler, sonunda onu mahvetmek için ihtiyaç duyduğu bilgiye ulaşır. Dreyman’ın girişimlerini başarısızlığa uğrattığı takdirde ülkesine hizmetini yapmış olacaktır. Ancak sevgi, edebiyat ve özgür düşünceyle dolu “başkalarının yaşamlarına” burnunu sokarken, kendi varoluşunun yetersiz ve eksik yanlarının farkına varacak ve Doğu Almanya adına yaptığı ajanlık faaliyetini sorgulamaya başlayacaktır... 1991’de, Berlin Duvarı’nın yıkılışından iki yıl sonra eski-bakan Hempf ile görüşmesi sırasında bir zamanlar Stasi tarafından gözetlendiğini öğrenen Dreyman ise, hayatının en acımasız uyanışlarından birisini yaşar. Evinde yaptığı araştırmada duvar kağıtlarının altına gizlenmiş kablo ve mikrofonlar bulup araştırmasını derinleştirdiğinde, kendi geçmişiyle ilgili çok farklı gerçekleri keşfedecektir... Donnersmarck’dan bol ödüllü bir film Florian Henckel von Donnersmarck’ın yazıp yönettiği “Başkalarının Hayatı”nın başrollerinde Ulrich Mühe (Gerd Wiesler), Martina Gedeck (Christa-Maria Sieland), Sebastian Koch (Georg Dreyman), Ulrich Tukur (Anton Grubitz), Thomas Thieme (Bruno Hempf) ve Hans-Uwe Bauer (Paul Hauser) kamera karşında. Filmin müziklerini Oscar ödüllü besteci Gabriel Yared hazırlamış. 2007 Altın Küre Ödülleri’ne de “en iyi yabancı film” dalında aday olan film, 2006 Avrupa Film Ödülleri ve Bavaria Film Ödülleri’nde “en iyi film”, “en iyi erkek oyuncu” ve “en iyi senaryo” ödüllerine layık görülmüş, 2006 Alman Film Ödülleri’nde de “en iyi yönetmen” ve “en iyi erkek oyuncu” ödüllerini kazanmıştı. Yönetmenin filmle ilgili sözleri şöyle: “Annemle babamın Doğu’dan gelmiş olması nedeniyle çocukken arkadaşlarımı ve akrabalarımı ziyaret etmek için sık sık Doğu Almanya’ya giderdim. Baba tarafından kuzenlerimden birisi, Doğu Almanya Devlet Başkanı ve iktidardaki Sosyalist Birlik Partisi’nin lideri Erich Honecker’in protokol başkanıydı. Tanıdığım diğer insanlar normal işlerde çalışıyordu. Doğu Almanya’daki rejimin sonunun yaklaştığı günlerde hepsinin gözlerinde korkuyu okumak mümkündü. Kısaca Stasi olarak bilinen Devlet Güvenlik Örgütü’nün korkusu, tek görevleri ‘başkalarının yaşamlarını’ izlemek olan 100.000 eğitimli devlet görevlisinin korkusu herkeste vardı. Stasi görevlileri kendilerinden farklı düşünen; özgür ruha sahip olan, hepsinden önemlisi de sanat alanında çalışan insanların yaşamlarını izliyordu. Hayatın her anı kaydediliyordu. İnsanların hayatında özel alan veya kutsal yaşam diye bir kavram kalmamıştı. Her ailenin her üyesi takip altındaydı. Bu filmdeki her karakter, gündelik hayatımızda yüz yüze olduğumuz soruları sorar: İktidar ve ideoloji gibi kavramlarla ilişkimiz nasıl olmalıdır? Prensiplerimizi veya duygularımızı izleyebiliyor muyuz? Her şeyden önemlisi bu film, ne kadar yanlış yollara girmiş olursa olsun, insanoğlunun doğruya yönelme yeteneği üzerine bir hümanist dram.”


18’ler Takımı
Yönetmen: Mesut Taner
Oyuncular: Hande Eti Aras Ferayhan Mithat Çelik Engin Aşık
Asıl sınav şimdi başlıyor… İstanbul'un zengin muhitlerinden birinde tasasız bir hayat süren lise mezunu dört arkadaş, kendilerine “18'ler Takımı” adını vermiştir. Dışa kapalı, aralarına başka kimseyi kabul etmeye pek yanaşmayan takım üyeleri, bir türlü üniversiteyi kazanamamalarından ötürü askerlik fobisi yaşamakta; iki yıllık da olsa bir yere girebilmek umuduyla bir sonraki sınavı iple çekmektedirler. Onlara göz koymuş olan azgın muhit kızları ise, muhite yeni taşınmış olan banka müdürünün kızı Deren'i örgütleyip 18'ler Takımı’nın kopmaz dostluklarını bozmayı planlarlar. Akılları belden yukarı çalışmayan ve hepsi de Deren’den etkilenen gençler, onu aralarına almakta fazla tereddüt etmezler. Ruh çağırma gibi matrak bir konu ortaya atılınca, hemen bir toplantı düzenleyip, şişe çevirme ritüeli eşliğinde bu teklifi değerlendirirler. Deren'in düzenlediği ruh çağırma seansına, takımın hayatına o günlerde girmiş olan asosyal genç Aras da katılır. Saf ve temiz karakterli bu genci kendine araç yaparak gençlerle bağlantıya geçen Hindu Gelin adındaki davetsiz bir ruh, takımın hayatını kökünden değiştirir. Mafya tarafından kaçırılıp öldürülen ve bir bavula konularak bir ağacın altına gömülmüş olduğunu söyleyen ruh, kendisini kurtarmaları için gençleri zorlar. Zorlamalar Aras'ın kabuslarında da sürünce, gençler hem Hindu Gelin'i gömüldüğü yerden, hem de Aras'ı başına bela olan bu dertten kurtarmak için gizemlerle dolu ıssız bir ormana doğru yola koyulurlar. Komik ve maceralarla dolu olan bu yolculuk, ürküntücü olaylara, acımasız entrikalara, ilginç rastlantılara ve gerçekleşmek için sırasını bekleyen ölümcül kehanetlere gebedir. 18'ler Takımı için sınav, asıl şimdi başlamaktadır… Mesut Taner’ın yönettiği gençlik filmi “18’ler Takımı”nın başrollerinde Hande Eti, Aras Ferayhan, Mithat Çelik, Engin Aşık, Gökhan Cuhacı, Engin Yavaş, Levent Aykul, Cüneyt Aydınoğlu ve Eylem Şenkal var. Senaryosunu Hasan B. Turhan’ın yazdığı filmin müzikleri Murat Özdemir imzası taşıyor.


Mavi Gözlü Dev: Nazım Hikmet
Yönetmen: Biket İlhan
Oyuncular: Yetkin Dikinciler Dolunay Soysert Özge Özberk Uğur Polat
Yatar Bursa Kalesi’nde… Kavganın, sevdanın ve Türkçe’nin büyük şairi Nâzım Hikmet, 1941 yılında Bursa Hapishanesi’ne nakledilir. “Komünizm” propagandası nedeniyle mahkûm olan usta şairin ünü içeride kulaktan kulağa yayılır. İbrahim Balaban ve Yusuf, mahkumların portresini yapan ustanın odasına desen çizeceği aynaları taşırlar. Nâzım’ın aklı ise karısı Piraye’dedir. Günlerdir ondan ne bir mektup, ne bir telgraf almıştır. Hasretin dinmeyen sızısı siyatik ağrılarından beterdir. 2. Dünya Savaşı’nın vahşeti ve sefaleti tırmanırken; Müdür Tahsin Bey’den hakkında verilen 28 yıl hapis cezasının onaylandığı haberini alır. Ve sonunda Piraye gelir; mahzun, hüzünlü, çaresiz... Kısacık görüşmede, gardiyanın evinde gizlice buluşma teklifine şiddetle karşı çıkar. Nazım’ın öğrencisi Raşit, üç yıl sonra özgürlüğüne kavuştuğunda Orhan Kemal adıyla “72. Koğuş” hikâyesinin yazarı olur. Balaban içeride “şair baba”sının yanında ressamlığı ilerletir. Açlıktan ölenlerin çoğaldığı günlerde dokumacılık sayesinde karısına para yollayan şairin son umudu, dayısı Ali Fuat Paşa’dır. Celile Hanım ise oğlunu kurtarmanın yollarını aramaktadır. 1945 yılında savaş biter ama hapishane müdürü, şaire hoşgörülü davrandığı gerekçesiyle koltuğunu despot bir müdüre bırakmak zorunda kalır. Kırbaçlı gardiyanlar Nâzım’ın odasını basınca kıyamet kopar. Ekim 1948’de dayı kızı Münevver ziyaretine gelir. Nâzım yeni bir sevdanın coşkusuna kapılıp iki aşk arasında bocalarken, Münevver’in kocasından ayrılmayı ertelemesiyle bunalıma girer. Karaciğerinden sonra kalbi de yorulmuştur. Piraye’ye yazdığı mektuplarda ona yalvarır. Karısıyla zoraki buluşmasında buzları eritmeye uğraşırken; Münevver’in de hapishaneye gelmesi başka bir kâbusa sürükler şairi. 10 yıldır hapistedir, artık tükenme noktasındadır, yaşamına son vermeyi tasarlar… Dünya tarihinde Nâzım Hikmet’in hayatını konu alan ilk sinema filmi olan “Mavi Gözlü Dev”in yönetmenliğini Biket İlhan üstlenmiş. Filmin senaryosu, 4 yılı aşan sürede, yazılı kaynaklardan yararlanılarak ve sekiz kez sil baştan geliştirilerek Metin Belgin tarafından yazılmış. Başrolde kamera karşısına geçen Yetkin Dikinciler’e Dolunay Soysert (Piraye), Özge Özberk (Münevver), Uğur Polat (Tahsin Bey), Ferit Kaya (Balaban), Suna Keskin (Celile Hanım) ve Riza Sönmez (Orhan Kemal) eşlik etmiş. Nâzım Hikmet’in Bursa Hapishanesi’ndeki dönemini anlatan filmde şairin hapishanedeki odası, 1944 yılında çizdiği yağlıboya tablodan esinlenerek yapılmış. Cem İdiz filmin müziklerinin yanı sıra “Davet” şiirini de bestelemiş.


Bir İhtimal Daha Var
Yönetmen: Uğur Uludağ
Oyuncular: Savaş Dinçel Müjdat Gezen Mustafa Alabora Hülya Avşar
Dünya musiki dinlesin! Herkesin hayran olduğu bir dünya starının sahnesini Türk Sanat Müziği üstadları basarsa ne olur? Dünya onları dinler! “Bir İhtimal Daha Var”, yıllara ve onca kırgınlığa karşı Don Kişotvari bir serüvene kalkışan altı can dostun neşeli, dokunaklı ve heyecanlı macerası... Neyzan, Kenan, Farun, Asım, Gökhan ve Alev, Üsküdar Musiki Cemiyeti’nden yılların alt edip dört bir yana savurduğu altı dosttur. Son senelerin yozlaşmış İstanbul’u, Türk Sanat Müziği’nin yok olması ve ölen kızına verdiği söz sebebi ile eski ekibi yeniden toplamaya karar veren Neyzen, her biri konusunda birer usta olan saz arkadaşlarını seneler sonra tekrar bir araya getirmeyi başarır. Ve beş arkadaş, kalplerinde herşeyden üstün tuttukları müziklerini –belki de son kez– dünyaya duyurabilmek için, yurdumuza gelen büyük bir yıldızın konserini basmaya karar verirler. Şimdi tek eksikleri eski solistleri, senelerin Diva’sı Alev’dir. Yolculuğun en önemli adımı onu geri kazanmaktır. Grubun alımlı ve yetenekli solisti, kariyerinin doruğuna ulaştığı sırada müziğe ve dostlarına buruk bir veda etmiştir. Alev artık bir konsolos eşidir. Gösterişli hayatına rağmen aslında çok yalnız olan Alev’in tek neşe kaynağı, çapkın üvey oğludur. “Altın Kafes”inden nasıl kurtulacağını bilememektedir; taa ki beş kafadar bir gün çılgın bir planla kapısında belirene kadar. O zaman hayat onun için yeniden başlayacak ve bu saygın diplomat eşi, yaşama tutkusu için fedakarlığın ne demek olduğunu dünyaya göstermek için gözünü kapatıp boşluğa atlayacaktır... Uğur Uludağ’ın yazıp yönettiği komedi filmi “Bir İhtimal Daha Var”ın başrollerinde Savaş Dinçel, Müjdat Gezen, Mustafa Alabora, Osman Yağmurdereli, Hülya Avşar, Volkan Severcan, Adrian Sparks, Kostas Sommer, Asuman Dabak ve Yosi Mizrahi kamera karşısında. Türk Sanat Müziği’nin en güzel parçalarını da yeni "cover" ritmlerle izleyiciye sunan filmin müzikleri Ender Akay ve Sunay Özgür tarafından hazırlanmış.


The Good Shepherd. Kirli Sırlar
Yönetmen: Robert De Niro
Oyuncular: Matt Damon Angelina Jolie Alec Baldwin Tammy Blanchard
Amerika'nın en acımasız istihbarat teşkilatının içyüzü Edward Wilson, çocukluğundan bu yana içine yer eden sağduyu ve bağlılıkla, sır tutmanın önemini bilen bir vatanseverdir. Hevesli ve duyarlı genç, 1939’da Yale Üniversitesi’nde, geleceğin liderlerini yetiştiren gizli kardeşlik cemiyeti Kurukafa ve Kemikler’e katılır. Yeni üyeleri izleyen haber alma örgütü için Wilson’ın keskin zekâsı, lekesiz adı ve Amerikan değerlerine olan içten bağlılığı, onu haber alma konusunda baş adaylardan biri haline getirir. Ve bu idealist genç adam, 2. Dünya Savaşı sırasında CIA’in öncüsü olan Strateji Servis Ofisi’nde çalışmaya başlar. Ardından da, arkadaşlarıyla birlikte dünyanın en güçlü gizli örgütünün kurucuları arasına girer. Bu, hem Wilson’un yaşamının akışını, hem de günümüzün jeopolitik oluşumunu etkileyecek bir karardır. Kurucu olarak örgütün merkezinde çalışan Edward, idealizminin, giderek artan şüpheciliğinin ve yıllarca süren soğuk savaşın da etkisiyle gitgide yıpranır. KGB’deki kendi konumundaki rakibiyle küresel bir santranç oyununda mücadele ederken, örgütün deneyimli casuslarından biri olarak ün salar. Kendisini tümüyle ülkesine adamasının bedeli büyüktür. Yine de, eşi Clover ve oğlu Wilson’ın endişeleri bile, onu işi için her şeyi feda etmeye mecbur eden bu yoldan ayıramayacaktır. Oscar ödüllü sinemacıları buluşturan film Amerika’ya inanan, ülkesini korumak için her şeyini feda edebilecek bir adamın yaşamı ekseninde Merkezi Haber Alma Örgütü’nün doğuşunun bilinmeyen hikâyesi, Soğuk Savaş döneminin gizli haber alma faaliyetleri, sırlar ve ihanetler, “Kirli Sırlar”da mümkün olduğunca gerçeğe sadık kalınarak perdeye yansıtılmış. Oscar ödüllü Matt Damon, Angelina Jolie ve Robert De Niro, Amerika'nın bu en acımasız haber alma örgütünün iç yüzünü perdeye yansıtan film için biraraya gelmiş. Filmi gerçekleştirmek için tam on yılını veren De Niro, araştırmaları için Afganistan’ı, Pakistan’ın kuzeybatı sınırını ve Moskova’nın derinlerini köşe bucak dolaşmış; gizli bölgelere giriş izni alabilmek için KGB spor kulübünde albay ve generallerle buluşmalar gerçekleştirmiş. Yönetmen koltuğundaki De Niro, filmde Edward Wilson ve Clover karakterlerini canlandıran Damon ve Jolie’ye, Bill Sullivan karakteriyle de eşlik etmiş. Aslında yönetmenin Edward Wilson rolü için ilk düşündüğü isim Leonardo DiCaprio olmuş. Ne var ki, o dönem “The Departed”ın çekimleriyle meşgul olan DiCaprio’nun çalışma programı uymayınca, De Niro rolü Damon’a teklif etmiş; Damon da bu teklifi tereddütsüz kabul etmiş. Senaryosunu “Forrest Gump” ve “Munich” filmlerinin Oscar ödüllü senaristi Eric Roth’un kaleme aldığı “Kirli Sırlar”da rol alan diğer oyuncular Alec Baldwin (Sam Murach), Tammy Blanchard (Laura), Billy Crudup (Arch Cummings), Keir Dullea (Senator John Russell), Michael Gambon (Dr. Fredericks), Martina Gedeck (Hanna Schiller), William Hurt (Philip Allen) ve Timothy Hutton (Thomas Wilson) olmuş. Filmin kamera arkası ekibi de usta isimlerden oluşmuş. Oscar ödüllü Robert Richardson filmin görüntü yönetimini, yine Oscar ödüllü Ann Roth da filmin kostüm tasarımlarını gerçekleştirmiş. Müziklerse Marcelo Zarvos ve Bruce Fowler imzası taşıyor.


Alpha Dog. Rehine
Yönetmen: Nick Cassavetes
Oyuncular: Ben Foster Shawn Hatosy Emile Hirsch Sharon Stone
Çete kültürüne özenen gençlere gerçekçi bir bakış Ufak çaplı uyuşturucu ticareti yapan ukala ve dikbaşlı genç Johnny Truelove, Los Angeles’ın San Gabriel Vadisi’nde genellikle seçkinlerin oturduğu zengin semtlerde, genç bir suçlunun yaşayabileceği en güzel Amerikan rüyasını yaşamaktadır. Boşa geçirecek bolca zamanı olan Johnny ve çetesi, alkolün sarhoş edici etkisinin verdiği rahatlıkla bir partiden diğerine koşturarak yeni heyecanlar ararlar. Taklit etmeye çalıştıkları iyi yaşam modelini rap müzikten, video oyunlarından ve filmlerden ödünç alırlar. Günün büyük kısmını idolleştirdikleri gangster ve çete reislerinin davranışlarını kopya etmekle geçirirler. Johnny’nin bol parası, heyecan verici bir işi, kollarında her gün başka bir güzel kız ve arkadaşlarının başını döndürecek kadar çok uyuşturucu stoğu vardır. Kendi yarattıkları evrenin merkezinde yaşamlarını sürdüren Johnny ve arkadaşları, yaptıkları hiçbir işin sonucunu düşünmezler. Oysa sıcak ve yakıcı Kaliforniya güneşi altındaki o üç gün boyunca, hiç hesaplamadıkları gelişmeler ardı ardına yaşanacaktır... “The Notebook” ve “John Q” adlı çalışmalarıyla tanıdığımız Nick Cassavetes, günümüzün çete kültürüne özenen gençlerine gerçekçi bir bakış sağlayan “Alpha Dog”da, Güney Kaliforniyalı bir grup gencin yaşamındaki herşeyin aniden kontrolden çıktığı 72 saatin izini sürüyor. Senaryosunu da Cassavetes’in yazdığı, gerçek olaylardan esinlenen filmin oyuncuları arasında Ben Foster, Shawn Hatosy, Emile Hirsch, Christopher Marquette, Sharon Stone, Justin Timberlake, Anton Yelchin, Bruce Willis, Olivia Wilde ve Heather Wahlquist var. Yönetmen Nick Cassavetes, 2000 yılı yazında kızı Gina’nın okuduğu lisedeki bazı gençler üzerine bir öykü denemesi yazmaya başladığında, lisedeki bir grup öğrencinin sırf şaka olsun diye başladığı, yanlış adımlarla devam ettirdiği bir işin sonunda işlerin sarpa sarması ve işin içinden çıkamayacakları bir tuzağa düşmeleri halinde neler olabileceği üzerinde kafa yormuş. Kaliforniya’nın San Fernando kentinde yaşayan ve kısaca “Vadi Çocukları” olarak bilinen bu çocukların aile hayatını araştırdığında ev ortamındaki dinamiklerinin çok şaşırtıcı olduğunu keşfetmiş. Dinlediği öyküleri senaryosunun içine koymakta gecikmeyen Cassavetes, San Fernando vadisinde yaşayan ve genellikle varlıklı olan ailelerle ilgili gözlemlerini şu sözlerle dile getiriyor: “Açıkçası bu araştırmaya başlarken aileleri tarafından sorunlu yetiştirilmiş şımarık, arsız ve çevresine yabancılaşmış gençler bulacağımı umuyordum. Ancak karşılaştığım sonuçlar bambaşka oldu. Artık çok daha karmaşık bir dünyada yaşadığımızı; ebeveynlerin iş dünyasının gelgitleri arasında boğulurken çocuklarını unutup kendi dertlerine düştüğünü gördüm. Tanıştığım anne-babalar, çocuklarını ‘kontrol ettiklerini’, dolayısıyla herşeyin yolunda olduğunu, çocuklarının paraya ihtiyaçlarını karşılayınca hiçbir sorun kalmayacağını düşünüyorlardı. Ancak hiçbirisi çocuklarına gerçek anlamda zaman ayırmıyor, onlarla beraber gezip dolaşmıyordu.” Nick Cassavetes sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu durum ve bu insanlar arasında var olan ortak tehdit ilgimi çekti. Aslına bakarsanız o ebeveynlerin birçoğunda büyük hata bulamadım. Bence asıl problem, bu çocukların kolayca bir araya gelmesine ve herhangi bir ebeveyn rehberliği veya müdahale olmaksızın karar almalarına izin verilmesinden kaynaklanıyordu. Çocuklar çok fazla serbest kalınca, asla olmaması gereken sonuçlar meydana getirecek birtakım ‘fırtınalı kararlar’ alabiliyorlar; kendilerinin de istemediği zor durumlar karşısında kalabiliyorlardı.” Cassavetes’in bugünün Amerikan gençliği hakkındaki yorumu ise şöyle: “Amerika doğası gereği karşıt kültürlerin ülkesi. Karşıt kültürün kahramanları ise toplum tarafından dışlanmış insanlar ve suçlular. Bugünün gençlerinin tüm dikkatini kriminal kültüre çevirmiş olduğunu görüyorum. O kültürü özümsemeye çalışır gibiler. Günün birinde çete üyesi veya gangster olmayı başarsalar bile ya da o dünyanın içinde neler olacağını bilmeseler bile o insanların etkisi altındalar… Karşılıklı konuşup aslında öyle olmadıklarına yarı yarıya inandırmayı başarsanız bile, belli bir noktadan sonra kendilerini kanıtlama derdine düşüyorlar. Zaten bela da o noktadan sonra başlıyor. Eğer elinde silahı varsa ve birisi çıkıp da sinirini bozan bir şey söylediyse o silahı kullanabiliyorlar. Amerikalı beyaz çocukların böyle konular üzerinde çok fazla konuştuğunu duyabiliyorsunuz. Onlara kriminal kültürü, farklı bir dili ve şiddeti tanıtan müzikler dinliyorlar. Bir süre sonra da kriminal kültür onların benliğinin parçası haline geliyor.”
Ben Foster Shawn Hatosy Emile Hirsch Sharon Stone sineması amerika filmi müzik li Matt Damon Angelina Jolie Alec Baldwin Tammy Blanchard Sinema özeti: Damon da bu teklifi tereddütsüz kabul etmiş. Senaryosunu “Forrest Gump” ve “Munich” filmlerinin Oscar ödüllü senaristi Eric Roth’un kaleme aldığı “Kirli Sırlar”da rol alan diğer oyuncular Alec Baldwin (Sam Murach), Tammy Blanchard (Laura), Billy Crudup (Arch Cummings), Keir Dullea (Senator John Russell), Michael Gambon (Dr. Fredericks), Martina Gedeck (Hanna Schiller), William Hurt (Philip Allen) ve Timothy Hutton (Thomas Wilson) olmuş. Filmin kamera arkası ekibi de usta isimlerden oluşmuş. Oscar ödüllü Robert Richardson filmin görüntü yönetimini, yine Oscar ödüllü Ann Roth da filmin kostüm tasarımlarını gerçekleştirmiş. Müziklerse Marcelo Zarvos ve Bruce Fowler imzası iyi seyirler. Bir ihtimal daha var Filmin özeti: Uludağ’ın yazıp yönettiği komedi filmi “Bir İhtimal Daha Var”ın başrollerinde Savaş Dinçel, Müjdat Gezen, Mustafa Alabora, Osman Yağmurdereli, Hülya Avşar, Volkan Severcan, Adrian Sparks, Kostas Sommer, Asuman Dabak ve Yosi Mizrahi kamera karşısında. Türk Sanat Müziği’nin en güzel parçalarını da yeni "cover" ritmlerle izleyiciye sunan filmin müzikleri Ender Akay ve Sunay Özgür tarafından film film yeni vizyondaki sinemalar film, erotik film yeni filmer türk filmi yabancı sinemalar, savaş korku bilim kurgu komedi komik güldürü gösterileri en yeni sinema gösterileri hangi film sinema yeni okuyun

eXTReMe Tracker
Ranking-Hits