Birdiyar.com'u açılıs sayfanız yaparak, ihtiyacınız olan bütün sitelere kolayca ulaşabilirsiniz.

   

 

 

 

 

 
 
Birdiyar Menü

Anasayfa

Sohbet
Otel Yerleri
Sevgililer Kartı
Antika Alışveriş
Rüya Tabirleri
Tatil Yerleri
Cep Temaları
Cep Duvar Kağıtları
Cep Programları
Cinsellik
Bilet Satış
Mankenler

Gül Resimleri
Gerçek Cep Sesleri
Diyet Çeşitleri
İlginç Yazılar
İlginç Bilgiler
Dizi Filmler
Hazır Site Tasarımları
Kim Kimdir?
Komik Sesler
Komik Videolar
Ata Sözleri Sözlüğü
Spor Futbol
Şarkı Sözleri
Flash Oyunlar
Programlar
Arkadaş Arama
Sağlık
Sevgi & Aşk
Her Dilde Sözlük

Aşk Resimleri
Hikayeler
Burçlar
Komik Resimler
Kitap Özetleri
Ödev Siteleri
Magazin Aktüel
Canlı Radyolar
Erotik Hikaye

Otomobil
Tatil

Reklam & İletişim

 

 

 
Birdiyar Msn Menü
Msn Messenger İndir
Msn İfadeleri
Msn Harfleri
Msn Avatar
Msn Arka Planlar
Msn Eklentileri
Genel Bilgiler
Aşk İfadeleri
Göz Kırpmalar
Nick Name
Yüklemeler
 


 
Birdiyar Cep Tema

Free Cep Programları
Duvar Kağıdı
En Yeni Cep Melodi
Polifonik Melodi
Logolar
Film Transferi
Gerçek Sesler
Cep Oyunlar
Mobil Klipler
Temalar

 

 

 
Birdiyar Bayan
Ah Şu Kadınlar
Hamilelik
Bakım Ürünleri
Doğru Giyinme
Manikür Pedikür
 Diğerleri...
 
   
 
Birdiyar.com Eglence Sitesi..

Sinema


Sayfalar:Filmler  Sinema 1   Sinema 2   Sinema 3 Ve Diziler  
Filmler

Vizyondaki filmler:


Man Cheng Jin Dai Huang Jin Jia (Curse of the Golden Flower): Altın Çiçeğin Laneti
Yönetmen: Yimou Zhang
Oyuncular: Chow Yun Fat Jay Chou Li Gong Li Man
Binlerce krizantem ayaklar altında 10. yüzyılda Çin'de, İmparator, İmparatoriçe ve üç oğlunun hikâyesinin anlatıldığı “Altın Çiçeğin Laneti”, güç dengelerinin nasıl kolayca altüst olabileceği gözler önüne seriyor. İhanet, yalanlar ve tutku İmparator’u İmparatoriçe’ye, babayı oğullarına düşürüyor… Tang Hanedanlığı’nın son dönemleri... Chong Yang Festivali’nin gecesinde saray altın çiçeklerle dolmuştur. İmparator tatilini ailesiyle geçirme bahanesiyle oğlu Prens Jai ile döner. Ama İmparator ile İmparatoriçe arasındaki soğukluk nedeniyle bu bahane gerçekçi görünmez. İmparatoriçe ve üvey oğlu Veliaht Prens Wan arasında yıllardır süren bir yasak ilişki vardır. Tuzağa kısıldığını hisseden Prens Wan, İmparator’un doktorunun kızı olan gizli aşkı Chan ile saraydan kaçma hayalleri kurar. Oysa İmparator’un da gizli planları vardır ve onun entrikalarından haberdar olan tek kişi doktorudur. Yaklaşan tehlikenin farkına varan İmparator, doktor ve ailesini saraydan uzak bir bölgeye yerleştirir. Ancak yolda gizemli kişilerin saldırısına uğrarlar. Chan ve annesi Jiang Shi zorla saraya geri götürülür. Bu dönüş bir dizi karanlık sürprizin başlangıcı olur. Festivalin ihtişamı ve cazibesi arasında çirkin sırlar bir bir su yüzüne çıkar. Hanedan ailesi böyle bir karmaşa içindeyken, binlerce altın zırhlı savaşçı saraya saldırır. Bu ölümcül isyanın ardında kim vardır? Prens Jai’nin sadakati nerededir? Aşk ve tutkunun arasında son bir kazanan olacak mıdır? Ay ışığının aydınlattığı bir gecede İmparatorluk Sarayı’nda kanlar akarken binlerce krizantem çiçeği ayaklar altında ezilecektir... “Kahraman” (Hero) ve “Parlayan Hançerler” (House of Flying Daggers) ekibinden görkemli bir film daha... Yimou Zhang’ın yönettiği Çin- Hong Kong yapımı “Altın Çiçeğin Laneti”nin başrollerinde Chow Yun Fat (İmparator), Jay Chou (Prens Jai), Li Gong (İmparatoriçe), Liu Ye (Prens Wan), Li Man (Chan), Chen Jin (Jiang Shi) ve Ni Dahong (Doktor) yer alıyor. Senaryosunu Yu Cao ve Yimou Zhang’un yazdığı filmin müziklerini Shigeru Umebayashi bestelemiş.


Fragile
Yönetmen: Jaume Balagueró
Oyuncular: Calista Flockhart Richard Roxburgh Elena Anaya Gemma Jones
Hastane koridorlarındaki karanlık sır Yüz yıla yakın süredir hizmet vermekte olan Mercy Falls Çocuk Hastanesi kapatılmak üzeredir. Ancak bir tren kazasının ardından çevredeki hastanelerde yer kalmayınca tahliye işlemi bir süre ertelenmiştir. Hastanede koşullar iyice zorlaşmış, personelin çoğu gitmiş, pek çok bölüm kapatılmış, cihazlar yerlerinden sökülmüştür. Çocuklar tedirgindir. Görünmeyen, dokunulamayan birşeyden korkmaktadırlar. Aslında var olmayan ama acı veren, nefret dolu birşeydir bu. Bazıları, ‘Mekanik Kız’ dedikleri bu şeyin, kırk sene önce kapatılmış ve artık hiç kullanılmayan ikinci katta yaşadığını ileri sürmektedir. Hastanenin geçmişinde karanlık bir sır vardır; bu korkunç şey de, geçmişten sıyrılıp gelmiştir. Ve giderek kendisini daha çok belli etmeye başlar. Hastanenin koridorlarında öfkeyle hareket ederek gölgelerin arasında ilerler. Durumu düzeltmek için hastaneye gönderilen genç hemşire Amy’nin buradaki garipliği farketmesi uzun sürmez. Amy, bu korkunç sırrı çözmek ve çocukları korumak için hastane görevlilerini karşısına alacaktır. Ama önce kendi korkuları ve sırlarıyla yüzleşmelidir. Ve gerçek, tahmin edilenden daha farklıdır: Daha karanlık, daha kötü, daha tehlikeli!.. Jaume Balagueró’nun yönettiği “Fragile”ın başrollerini Calista Flockhart, Richard Roxburgh, Elena Anaya ve Gemma Jones paylaşıyor. Senaryosunu Jaume Balagueró ve Jordi Galcerán’ın birlikte yazdığı İspanyol yapımı bu korku filminin görüntü yönetmeni ise Xavi Giménez.


Teenage Mutant Ninja Turtles: Ninja Kaplumbağalar
Yönetmen: Kevin Munroe
Oyuncular: James Arnold Taylor Mikey Kelley Mitchell Whitfield Nolan North
New York’un onlara ihtiyacı var New York’ta garip olaylar yaşanmaktadır. Oradan oraya hızla sıçrayan gölgeler, ortaya çıkan garip yıldız haritaları ve şehre saldırılar düzenleyen yaratıklar herkese korku salmaktadır. Son maceralarında düşmanları Shredder’ı öldürmelerinin ardından birbirlerinden kopan Ninja Kaplumbağalar ise, hayatlarını kazanabilmek için farklı yollara sapmışlardır. Leonardo, ustaları Splinter’ın isteği üzerine bir dünya turuna çıkmış, ama geri dönmeyerek bilinmeyen bir yerde inzivaya çekilmiştir. Raphael, gece olduğunda adi suçluların peşine düşen başına buyruk, maskeli bir kahramana dönüşmüştür. Michaelangelo partilerde çocukları eğlendirmeye, Donatello ise bir teknik destek hattında çalışmaya başlamıştır. Bu sırada, usta Shredder New York’ta yaşanan garip olayları fark eder. Bir teknoloji şirketinin sahibi olan zengin iş adamı Max Winters, antik çağlardan kalan bir orduyu hayata geçirip tüm dünyayı ele geçirmeyi hedeflemektedir. Üstüne üstlük usta Shredder’ın izinden giden Karai ve Foot Klan’ın da desteğini yanına almıştır. New York’un Ninja Kaplumbağalar’a ihtiyacı vardır; Ninja Kaplumbağalar’ın da kendilerini yeniden birer kahraman ve bir takım gibi hissetmeye. Ve tekrar bir araya gelip kötülere karşı tek yumruk halinde savaşabilmeleri için eski dostları April ve Casey Jones’un da desteğine başvururlar. Tümüyle dijital ortamda yaratıldı Son sekiz yıldır animasyon dünyasında televizyon dizileri, bilgisayar oyunları, sinema filmleri ve çizgi romanlar gibi pek çok alanında faaliyet gösteren ve başarılı projeleriyle Animation Magazine’in belirlediği “CGI’ın Yükselen Yıldızları” arasında yerini alan Kevin Munroe’nun yönettiği “Ninja Kaplumbağalar”ın senaryosunu Munroe, Ninja Kaplumbağalar çizgi romanı ve karakterlerinin yaratıcıları olan Kevin Eastman ve Peter Laird ile birlikte yazmış. Filmin müziklerini Klaus Badelt bestelemiş. 1984 yılında yaratılan Ninja Kaplumbağalar, 1987 yılında Amerikan televizyonlarında çizgi film olarak yayınlanmaya başlamış, 1990 yılında ilk Ninja Kaplumbağalar filmi, sadece açılış haftasında 25 milyon dolar gişe hasılatı yaparak rekor kırmıştı. Serinin ikinci ve üçüncü filmleri sırasıyla 1991 ve 1993 yıllarında gösterime girmiş ve dünya çapında 200 milyon doların üzerinde gişe hasılatı getirmişti. 2000 yılında Ninja Kaplumbağalar UCI Cinemas tarafından tüm zamanların en iyi 10 süper kahramanlarından biri seçildi. 2003’te yenilenmiş imajlarıyla izleyici karşısına çıkan kaplumbağaların ilk kez dijital ortamda yaratılmış bir animasyon filmi olarak beyazperdeye aktarılması için 2005’te start verildi. Yönetmeni Munroe, gerçek bir dünyanın içine dijital karakterler sokmaktansa, bütün filmi dijital ortamda yaratmayı uygun gördüklerini belirtiyor ve ekliyor: “Bu sayede bilgisayar ortamında yaratılmış imajlarla gerçek dünya arasında olacak kopukluğun önüne geçtik. Tamamen animasyon olunca film bir bütün olabiliyor. İzleyicinin zihni de daha açık oluyor.”


Apocalypto
Yönetmen: Mel Gibson
Oyuncular: Rudy Youngblood Dalia Hernandez Jonathan Brewer Jonathan Brewer
Bir medeniyet sona ererken başlayan efsane Amerika’da 1000 yıldan uzun süre hüküm süren güçlü Maya Krallığı, gittikçe yayılan şehirler kurarak, gökyüzüne ulaşan piramitler yaparak, olağanüstü kültürel ve bilimsel başarılar elde ederek, etkileyici oranda gelişmiş bir toplum inşa etti. Sonra bu ışıltılı dünya, geride ormanlarla kaplı birkaç piramit ve boşa umut veren bir gizem bırakarak karanlıklara gömüldü. Bu dev uygarlığının sona ermesinden 500 yıl sonra yönetmen Mel Gibson, felaketin kıyısındaki bir dünyadaki bu keşfedilmemiş uygarlığın gizemlerini, onu kurtarma çabasındaki bir adamın macerası çerçevesinde gözler önüne seriyor. Senaryosunu Mel Gibson ve Farhad Safinia’nın birlikte yazdıkları filmde Rudy Youngblood, Dalia Hernandez, Jonathan Brewer, Morris Birdyellowhead, Carlos Emilio Baez, Ramirez Amilcar, Israel Contreras, Israel Rios, Maria Isabel Diaz ve Espiridion Acosta Cache rol almış. Filmin müziklerini James Horner bestelemiş. Bir adamın her şeyini tehlikeye attığı yüksek tempolu bir takip filmi yaratmak isteğiyle yola çıkan yönetmen Gibson, senaryo yazarı Farhad Safinia’nın fikirlerini dinleyince çok etkilenmiş. Senaryo orada akmaya başlamış. Safinia, “Hikâye sürekli gidiyordu, bir şeylere doğru gidiyordu ve bizi onu yazarken bile heyecanlandırıyordu.” diye anlatıyor. Senaryoyu yazarken Gibson da, Safinia da Mayaların büyüleyici tarihine kendilerini kaptırmışlar. Aylar boyunca, “Popul Vuh” olarak bilinen, kehanetlerle dolu kutsal metinler de dahil olmak üzere, yaratılış ve yok oluşla ilgili Maya efsanelerini okumuş; medeniyetin çöküşüyle ilgili kazılardan elde edilen bilgileri, teorileri ve en son arkeolojik metinleri dikkatle incelemişler. Sonra da eski Maya şehirlerini bir de kendi gözleriyle görmek görmek için yola çıkmışlar. Gibson anlatıyor: “Guatemala El Mirador’da, şehirde kalan tek yağmur ormanı içinde bulunan tapınağın en üst noktasında durduğumda, diğer 26 şehrin dış hatlarını görebiliyordum; her biri birer saat kadar uzağımızda sıralanmıştı. Piramitlerin uzaktaki ormanın içinden yükseldiklerini görebiliyorduk. Bu uygarlığın bir zamanlar ne kadar güçlü olduğu gözle görülüyordu.” Gibson ve Safinia filmi hazırlarken, arkeolog ve Maya uygarlığı uzmanı Dr. Richard D. Hansen’ın danışmanlığından da yararlanmış ve Mayalara ait en şaşırtıcı sırlara, özellikle de böyle gelişmiş bir toplumun nasıl paramparça olduğu konusundaki bilgilere Hansen’in yardımıyla ulaşmışlar. Ve Hansen, Gibson ve Safinia’nın sezgisel olarak bildiği şeyi teyit etmiş: Maya toplumunun sonu ile bizim çağdaş kaosumuz arasında kışkırtıcı benzerlikler bulunduğunu… Safinia, “Mayaların yükselişinin ve çöküşünün ardındaki sebeplerin ne olduğunu bilmek istiyorduk. Onların karşılaştığı problemlerin, bugünkü uygarlığın karşısındaki problemlerle olan müthiş benzerliğini keşfettik; özellikle de çevresel problemler, aşırı tüketim ve siyasi çürüme konularında.” diye anlatıyor. Gibson devam ediyor: “Tarih boyunca bir uygarlığın çöküşünü haber veren belirtiler daima aynı olmuştur. Maya uygarlığının çöküşünden hemen önce meydana gelen şeylerden çoğu bugün bizim toplumumuzda da yaşanmaktadır. Bu bağlantıyı kurmak benim için önemliydi; sürekli kendisini tekrar eden döngüyü görüyorsunuz. İnsanlar, modern insanın son derece aydın olduğunu düşünüyor; fakat aynı kuvvetlere karşı duyarlıyız ve aynı kahramanlık ve üstünlük yeteneğine de sahibiz.” Maya kültürünü derinlemesine araştırdıkça, filmin ana karakteri Jaguar Paw daha açık belirmeye başlamış: Kahramanca davranışlara itilen, sıradan bir adam Paw. Liderlik içgüdülerine sahip, ümit vadeden, ancak küçük ve sakin bir köyde alalade bir yaşam süren genç bir baba. Günün birinde tüm dünyası paramparça oluyor. Yakalanıp büyük Maya şehrine giden tehlikeli bir yürüyüşe dahil olmak zorunda kaldığı zaman, ülkeyi kırıp geçiren kıtlığa karşı, tanrılara kurban edileceğini öğreniyor. Ve çok yakında gerçekleşecek ölümü karşılamak üzereyken, hayatta değer verdiği şeyleri korumak adına tüm korkularını yenip heyecan yüklü bir saldırıya yöneliyor...


Music and Lyrics: Söz ve Müzik
Yönetmen: Marc Lawrence
Oyuncular: Hugh Grant Drew Barrymore Haley Bennett Scott Porter
Korkulara meydan okuma zamanı! 80’lerde bir pop starken, bugün panayırların ve eğlence parklarının nostalji stantlarında şarkı söylemek zorunda kalan ama hala karizmatik ve yetenekli bir müzisyen olan Alex Fletcher, pop divası Cora Corman’ın, bir şarkı yazıp kendisiyle düet yapması teklifiyle piyasaya dönme şansı elde eder. Ama bir sorun vardır: Alex yıllardır tek şarkı yazmamıştır; daha doğrusu, o aslında hiç şarkı sözü yazmamıştır. Şimdi ise birkaç gün içinde bir hit şarkı çıkarmak zorundadır. Alex’in, tuhaf bir çekiciliğe sahip çiçekçisi Sophie Fisher’ın sözcükleri kullanmadaki becerisi Alex için bir umut olur. Oysa yeni şöhret olmuş romancı Sloan Cates’le yaşadığı kötü ilişkinin yaralarını sarmakla meşgul olan Sophie, Alex’le işbirliği yapmaya hiç de gönüllü değildir. Ama piyanonun başına geçtiklerinde aralarında bir elektriklenme olur. Şimdi Alex ve Sophie, gerçek sevgiye ve başarıya ulaşmak istiyorlarsa, korkularına ve müziğe meydan okumalıdırlar... Marc Lawrence’ın yazıp yönettiği “Söz ve Müzik”in başrollerini Hugh Grant (Alex Fletcher) ve Drew Barrymore (Sophie Fisher) paylaşıyor. Filmde, Alex’in sadık menajeri Chris Riley rolünü Brad Garrett, Sophie’nin aynı zamanda Alex’in en büyük hayranlarından biri olan kızkardeşi Rhonda rolünü Kristen Johnston, genç pop divası Cora Corman rolünü ise yeni oyuncu Haley Bennett üstlenmiş. Filmin müziklerini ise Adam Schlesinger bestelemiş. “Söz ve Müzik”, Marc Lawrence’a her zaman ilgisini cezbetmiş olan ‘müzik yaratma’ konusunu irdeleme olanağı vermiş: “Bir grubumuz olmasına rağmen, gerçekten kötü bir müzisyenim” diyor Lawrence; “Ama şarkı yazma konusu beni her zaman büyülemiştir. Bir şarkı yazarı hakkında film yapma fikri hoşuma gitti. Bir senaristi konu alan bir film yazacak olsaydım, kişisel ızdırabıma çok yakın bir şey olurdu. Dolayısıyla bu film, yakından bildiğim yaratım süreci ve diğer büyük aşkım olan müzikle ilgili yazmanın bir yolu oldu.” Yönetmen, acemi şarkı yazarı ikilisi Fletcher & Fisher’ı yaratabilmek için, Gershwin çifti, Elton John ve Bernie Taupin gibi efsanevi ikilileri araştırmış: “Pek çok kitap okudum, pek çok belgesel izledim. Çok ünlü ikililerden oluşan ekiplerin pek çoğunda, biri müziği yazar, diğeri de şarkı sözlerini. Yaratıcı süreçte her kişinin belirli bir rol üstlendiği ekiplerdeki çatışmayı biliyordum ve bundan güzel bir komedi çıkabileceğinin farkındaydım.” Filmde Alex Fletcher rolündeki Hugh Grant, zor zamanlar yaşayan bir karakteri oynamaktan keyif aldığını şu sözlerle dile getiriyor: “Alex dünya çapında ünlü bir pop starken, şimdi mezunların buluşma gecelerinde şarkı söylüyor. Düştüğü bu konuma çok mizahi bir şekilde yaklaşıyor; hatta bir bakıma fazla mizahi bir şekilde. Hayattaki gerçek değerinin bu olduğuna kendini ikna etmiş durumda. Tekrar yaratıcı olmaya çalışmaktan korkuyor. Yaptığı müzik için gerekli yetenek ve tutkuya sahip olduğunun kendisine tekrar hatırlatılmasına ihtiyacı var. Sophie’nin yaptığı işte bu. Alex’in yaratıcılık ve romantizmini tekrar harekete geçiriyor. Aynı şeyi Alex de sonunda Sophie için yapıyor”. Sophie’yi canlandıran Drew Barrymore’un filmin baş karakterleri hakkındaki sözleri ise şöyle: “Sophie ile Alex tanıştıklarında, her ikisi de oldukları yerde sayıp ileriye doğru bir adım bile atamamaktalar. İkisi de güzel ve anlamlı bir şey yaratacaklarına duydukları inancı yitirmişler. İşte bu iki kayıp ruh, bir araya gelip bir şarkı yazıyor ve dünyaya, kendilerine ve birbirlerine verecek bir şeyleri olduğu ihtimaline birbirlerini inandırıyorlar.”
vizyondaki sinemalar film, erotik film yeni filmer türk filmi yabancı sinemalar, savaş korku bilim kurgu komedi komik güldürü gösterileri en yeni sinema gösterileri hangi film sinema yeni okuyun

eXTReMe Tracker
Ranking-Hits