Saglık
Bilgisi
Tüp Bebek
Tüp bebek (
Mikroenjeksiyon ) Tüp bebek yardımcı üreme teknikleri kadın vücudunda
üretilen yumurta hücrelerinin vücut dışına alınarak erkeğin spermi ile
laboratuvar ortamında döllenmesi ve elde edilen embriyonun kadın rahmi içine
geriverilmesi ilkesine dayanır. Geçmişte spermin yada embriyonun laparoskopi eşliğinde tüplerin
içine verilmesi (GIFT/ZIFT) gibi teknikler uygulanırdı. Artık modern tıp,
yardımcı üreme teknikleri, tüp bebek (IVF) ve mikroenjeksiyonu (ICSI) tercih
ediyor. Tüp bebek ve mikroenjeksiyon arasındaki tek fark döllenme şekli olup
tüp bebek yönteminde spermler ve yumurtalar biraraya konularak döllenmenin
kendiliğinden olması beklenirken mikroenjeksiyon yönteminde her bir yumurtanın
içine tek bir sperm mikroskopik kataterler ile enjekte edilir. Amerikan
Hastanesi internet sitesinde bu önemli soruna değinerek, bilgiler veriyor.
TEDAVİNİN AŞAMALARI GÖRÜŞME İlk görüşmede IVF doktorunuz sizfen
detaylı bir sağlık öyküsü alır, daha önce yapılmış tüm tetkik ve tedavilerinizi
inceler. Gerekli gördüğü taktirde ek tetkikler isteyebilir, genetik ya da başka
bölümlerden konsültasyon isteyebilir. Daha sonra bazal bir ultrason
incelemesiyle rahim ve yumurtalıkların durumu hakkında bilgi sahibi olur. Bu
inceleme sonunda herhangi bir patoloji saptanırsa buna yönelik tedaviye öncelik
verilir. Problemin nedeni anlaşıldıktan sonra doktorunuz tedavinizin planını
çizer ve YÜT progr**ı** alınıp alınmayacağınıza karar verir. HORMONLARIN
BASKILANMASI IVF programında ilk hedef yeterli sayıda döllenme yeteneğine
sahip yumurta hücresi elde edebilmek. Bu hedefe ulaşmak ve kontrolü ele
alabilmak için vücudun kendi ürettiği hormonların zamansız ve düzensiz
etkilerinin ortadan kaldırılması gerekir. Bu amaçla hormonları baskılayıcı
ilaçlar kullanılır. GnRH analogları adı verilen ve enjeksiyon ya da burun spreyi
olarak kullanılan bu ilaçlar değişik protokollere göre uygulanabilir. KISA
PROTOKOL GnRHa uygulamasına adet kanamasının ilk günü başlanıp tedavi sonuna
kadar (çatlatma iğnesinin yapıldığı gün) devam edilir. ULTRA KISA
PROTOKOL Adet kanamasının ilk günü GnRHa başlanır ve üç gün verildikten sonra
kesilir. Tedaviye hMG ya da FSH ile devam edilir. UZUN PROTOKOL GnRHa
uygulamasına bir önceki döneminin yirmibirinci günü başlanır. Takip eden adet
kanamasının üçüncü gününde baskılanmanın olup olmadığı yapılacak olan kan testi
ile anlaşılır. Kan östrojen düzeyi azalmış ise baskılanma sağlanmış demektir. Bu
durumda uyarı tedavisine başlanır ancak GnRHa uygulaması sona erdirilmez.
Çatlatma iğnesinin yapılacağı güne kadar devam edilir. Hangi protokolün size
uygun olacağına karar verilir. Planlanan protokol, hangi ilacı ne zaman ve nasıl
alacağınız size anlatılır ve yazılı yazılı belge olarak size verilir.
YUMURTALIKLARIN UYARILMASI Tüm protokollerde adet kanamasının ikinci ya
da üçüncü gününde temel ultrason incelemesi ve kanda östrojen tayini yapılır ve
kullanılacak ilaç dozuna karar verilir. Uyarı tedavisi başladıktan sonra hasta
belirli aralıklarla kontrole çağrılır. Bu kontrollerde vajinal ultrasonografi
yapılarak gelerek gelişen folliküllerin sayısı ve büyüklüğü kontrol edilir.
Zaman zaman yumurtalıkların durumuna göre kanda östrojen incelemesine gerek
duyulabilir. Tedavide amaç mümkün olduğunca fazla sayıda 16-20 mm çaplı
follikül elde etmektir. Takipler esnasında kan östrojen düzeyleri kontrol
edilerek ilaç dozu ayarlaması yapılabilir. Hedef 14 mm’den büyük follikül başına
200 pg/ml östrojen düzeyine ulaşmaktır. Folliküller yeterli büyüklüğe
ulaştığında son olgunlaşnayı sağlamak için 5.000 -10.000 ünite human chorionic
gonadotropin (hCG) enjeksiyonu yapılır. Tedavinin süresi değişken olmakla
birlikte ortalama 10.4 # 1.7 gündür. Çatlatma iğnesinden 32-36 saat sonra
yumurta toplama işlemi yapılır. Ultrason takipleri sırasında değerlendirilen
bir diğer faktör de rahimin içini döşeyen ve endometrium adı verilen tabakanın
yapısı ve kalınlığıdır. Gebelik oluştuğunda endometriuma yerleşeceğinden bunun
yapısı son derece önemlidir. hCG gününde endometrium 6 mm veya daha ince
olduğunda gebelik şansı azalmaktadır. Kendi uygulamalarımızda bu tür
hastalardaki klinik gebelik oranı %11.8’dir. Endometrial kalınlığın 14 mm’den
fazla olması da olumsuz etki yaratmakta ve gebelik elde edilse bile düşük olma
olasılığı artmaktadır. YUMURTA TOPLAMA OPU vajinal ultraonografi ile
oldukça kolay ve konforlu bir şekilde gerçekleşmektedir. Hasta jinekolojik
muayene pozisyonunda yatar ve üzeri steril örtüler ile örtüldükten ve vajina
temizliği yapıldıktan sonra lokal anestezi vajinaya uygulanır ve ardından
vajinal ultrosonsgrafiye başlanır. Vajinal uktrosonografi probu üzerinde
bulunan, kılavuz içinde geçirilen bir iğne ile overlere ulaşılır. Her bir
follikül çine girilerek içeriği özel bir aspiratör yardımı ile boşaltılır.
Alınan sıvı hemen labarotuara yollanarak yumurta içirip içermediği mikroskop
altında incelenir, eğer yumurta hücresi varsa ayrılır. Eğer follikülden yumurta
elde edilemez ise aynı iğne içinden özel sıvı verilerek follikül boşluğu yıkanır
ve içinde kalmış olabilecek yumurta alınmaya çalışılır. Bu şekilde tüm
folliküller aspire edilinceye kadar işleme devam edilir. Her iki yumurtanın
aspire edilmesi yaklaşık 15-30 dakika sürer. Işlem sonrası hasta dinlenme
odasına alınarak bir süre istirahat etmesi sağlanır. Lokal anesteziyi tolere
edemeyen, ya da yumurtalıkların ve/veya folliküllerin özel durumu nedeni ile
işlemin teknik olarak zor geçeceği düşünülen vakalarda genel anestezi tercih
edilebilir. Bazen follikül sayısı fazla olmasına karşın içlerinde yumurta
hücresi çıkmaz. Boş follikül sendromu adı verilen bu durumun en önemli
nedenlerinde biri hatanın hCG yaptırmak ve 24 saat sonra OPU işlemini diğer
yumurtalıkta tekrarlamaktır. OPU işlemi sırasında aspire edilen follikül
içeriği hemen labaratuara gönderilir. Özel bir mikroskop ile incelenen bu
sıvının içinde bulunan yumurta kültür sıvısının içine konarak inkübatöre
kaldırılır. İnkübatör, sıcaklığı 37 C, karbondioksit oranını da %5-6 düzeyinde
sabit tutar. Olgun yumurta hücreleri 4-6 saat sonra döllenme için hazır hale
gelmektedir. KOH sonrası çapı 18-22 mm arasında olan folliküllerin yaklaşık
%80’inden döllenmeye uygun yumurta elde edilebilmektedir. FERTİLİZASYON
(Döllenme) Kadından oositlerin (yumurta) toplandığı esnada erkek de sperm
verir. Sperm alınması için en ideal yöntem mastürbasyondur. Menisinde canlı
sperm bulunmayan kişilerde ise cerrahi olarak sperm alınır. Elde edilen meni
özel bir kap içersine alınır ve likefiye olması(sıvılaşması) belklenir. Likefiye
olan meni , sperm sayısı, hareketliliği ve şekli yönünden incelenir. Tüp
bebek planlanan hastalarda en önemli kriter hareketli sperm sayısıdır. Incelenen
sperm döllenme için hazırlanır. Sperm hazırlanmaı iki nedenden dolayı önemlidir.
Bunkardan birincisi menide bulunan yabancı proteinleri, temizlemek, ilncisi ise
bazı reaksiyonları tetikleyerek spermin hiperakif olmasını sağlamaktır.
Yumurta kültürü ve sperm hazırlanması tamamlandıktan sonra fertilizasyon
işlemine geçilir. Spermler ile yumurtalar bir arada bırakılırlar. Her bir
yumurta hücresi için 20.000 sperm kullanılır. Sperm parametrelerinin bozuk
olduğu durumlarda bu sayı arttırılabilir. Erkek faktörü varlığında veya nedeni
açıklanamamış infertilite olgularında mikroenjeksiyon (ICSI) tercih edilmelidir.
Işlemden 16-18 saat sonra döllenme olup olmadığı kontrol edilir. Döllenmiş
yumurtada tek olan hücre sayısı ikiye çıkmıştır. Döllenmiş yumurtalar tekrar
kültür ort**ı** konur ve ileri aşamalara ulaşmalaları beklenir. Uygun aşamaya
gelindiğinde embriyolardan kaliteli olanlarından belirli sayıda alınarak kadının
rahmi içine transfer edilir. EMBRİYO TRANSFERİ Embriyolar iki hücreli
aşamadan blastokist aşamasına kadar herhangi bir dönemde transfer edilebilmekle
beraber, en sık tercih edilen transfer zamanı 4-8 hücreli aşamadır. Embriyolar
bu aşamaya genellikle iki yada üçüncü günde ulaşmaktadırlar. Embriyo transferi
iki-altıncı günler arasında yapılabilir. Yardımcı üreme tekniklerinde
transfer edilen embriyo sayısı ile klinik gebelik oranları arasında direkt bir
ilişki mevcuttur. En iyi klinik sonuçlar 2-4 embriyonun transfer edilmesiyle
alınmaktadır. İkiden fazla sayıda embriyo transfer edildiğinde çoğul gebelik
oranları oldukça yükselmektedir; ancak bu risk artan kadın yaşı ile birlikte
azalmaktadır. Çoğu gebeliklerin koplikasyon oranlarının yüksek olması ve erken
doğum gibi nedenler ile maliyetin artması nedeniyle pekçok ülkede transfer
edilen embriyo sayısının kısıtlanması yoluna gidilmektedir. İkiden fazla sayıda
embriyo ancak 37 yaşından büyük ve daha önceki IVF/ICSI denemelerinin başarısız
olduğu hastalarda yapılmaktadır. Günümüzde 35 yaşından genç her hasta sadece bir
tane blastokist transfer edilmesi önerilmektedir.embriyo transferi yapılırken
hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatırılır. Vajinaya spekulum takıldıktan
sonra steril serum fizyolojik ile temizlik yapılır. Ardından özel kültür
sıvıları ile rahim ağzı temizlenir. Embriyolog transfer edilecek embryoları
katater içinde labaratuvardan getirir. İşlemi yapacak olan hekim karından
yapılan ultrason eşliğinde embriyoları rahim içine bırakır. Embriyo
transferi işlemi ağırlıklı bir işlem değildir ve anastezi gerektirmez. İşlem
sonrası endometriumu desteklemek için hastaya enjeksiyon, fitil ya da krem
şeklinde hormon ilaçları verilir. Luteal faz desteği adı verilen bu tedavi eğer
gebelik oluşursa 10. Haftaya kadar devem eder. Gebelik oluşmayıp adet
kanamasının olduğu durumlarda ise kanamanın başlamasıyla birlikte tedavi
kesilir. Embriyo transferi sonrası 12. günde gebelik testi için
çağrılır. GEBELİK TESTİ İlk önce idrarda daha sonra ise kanda gebelik
testi (beta-hCG) yapılır. Kanda yapılan testin sonucuna göre gebelik olup
olmadığına karar verilir. Testi pozitif olanlar iki gün sonra yeniden kanda
gebelik teti için çağrılır. İki testin sonuçları arasında ilişki
değerlendirilerek gebeliğin sağlıklı olup olmadığına karar verilir. Sağlıklı bir
gebelikte iki gün sonra kan beta-hCG değeri yaklaşık iki kat artmalıdır. Bazı
durumlarda bir süre sonra kan beta-hCG değeri sıfıra iner. Bu durum biyokimyasal
gebelik olarak adlandırılır. Bete-hCG’nin beklenenden daha farklı artışları
ise, ektopik gebeliği(dış gebelik) dütündüren bulgulardan birisdir. 12 ve 14.
günlerdeki beta-hCG değerleri istenilen şekilde artan vakalar klinik gebelik
olarak kabul edilir ve 2 hafta sonra ilk gebelik ultrasonu için çağrılır. Bu ilk
ultrasonda rahim içindeki gebelik kesesinin olup olmadığı ve eğer kese var ise
kaç tane kese olduğu araştırılır. İkiz, üçüz yada daha fazla sayıda fetus bu ilk
ultrasonda görülebilir.
 ÖZEL UYGULAMALAR CERRAHİ SPERM ARAMA (PESA, PTSA,
TESE) Erkeğin menisinde hiç sperm olmaması durumunda (azospermi)
mikroenjeksiyon işleminde kullanılacak olan spermin testislerden alınması
gündeme gelmektedir. Bu uygulamanın başlaması ile erkek kısırlığı konusunda
devrim yaşanmıştır. Tıkanıklığa bağlı azospermi olgularında kanalların içine
ince bir iğne ile girilerek sperm aranır (PESA). Bu tür olgularda kendi
kliniğimizde sperm bulma oranımız %99.6’dır. Tıkanmanın olmadığı durumlarda
ise problem daha karışıktır. Bu durumlarda erkek yumurtalığının çeşitli
bölümlerinde çok kısıtlı da olsa bir üretim söz konusu olabilmektedir.
Yumurtalığın çeşitli bölümlerinden çok sayıda küçük parça alınarak bu parçaların
içerisinde sperm hücresi aramak gerekmektedir. Parça iğne ile (PTSA) ya da açık
cerrahi ile alınabilir (TESE). Bu teknikle hastaların yaklaşık %60’ında sperm
bulunabilmektedir. Üretim bozukluğuna bağlı azospermi olgularında gebelik
oranları biraz daha düşüktür. DESTEKLİ YUVALAMA Yardımcı üreme
tekniklerine başvuran çiftlerin yarasından fazlasında embriyo gelişmesine rağmen
gebelik olmamaktadır. Döllenme olmasına rağmen gebelik oluşmamasının kaynağı
muhtemelen embryonun rahime yerleşme safhasındadır. Embriyonun rahim içine
yerleştirilmesini takiben değişik olaylar oluşmaktadır. İlk olarak embriyo
bölünmeye ve büyümeye devam etmekte belli bir boya erişince kendisini çevreleyen
zarı (zona pellusida) yırtarak endometriumolarak adlandırılan rahim içindeki
dokunun derinliklerine yerleşerek büyümesine burada devam
etmektedir. Gebeliğin oluşmamasının en önemli nedeni embriyonun bu zarı
yırtarak dışarı çıkmaması ve dolayısı ile rahim duvarına yerleşmemesi olduğu
kabul edilmektedir. Bu problemi çözmek için embryoyu, çevreleyen bu zarda
transfer işlemi öncesi kimyasal veya mekanik yötemlerle küçük bir delik açılarak
embriyonun bu zarı yırtması ve rahim duvarına yerleşmesi sağlanmaktadır. Yapılan
bilimse çalışmalar bu yöntemle gebelik oranlarında hissedilir bir yükselme
olduğunu göstermektedir. VKV Amerikan Hastanesi Yardımcı Üreme Teknikleri
Merkezi’nde bu teknik kısaca şu şekilde uygulanmaktadır: İlk olarak embriyo
mikroskopik bir iğne ile embriyo duvarından teğet geçilerek iki noktada delik
açılır. Embriyo rahim içinde büyümesine devam ederken zayıf olan bu noktalarda
zarını delebilir. PREİMPLANTASYON GENETİK TANI (PGT) Preimplantasyon
Genetik Tanı (PGT), ailesinde genetik hastalıkları olan çiftlerin ya da
uygulanan tedavilere cevap vermemiş intefil ailelerin tüp bebek yöntemi kullanılarak sağlıklı
bebeğe kavuşmalarını sağlayan yeni bir genetik tanı yöntemi olup bu yöntemle
çiftlerden elde edilen embriyolar tek tek incelenerek genetik olarak sağlıklı
olan embriyolar anormal embriyolardan ayrılır ve anne adına genetik olarak
normal olduğu saptanan embriyolar transfer edilir. Bu sayede genetik bozukluğu
olan çocuğa sahip olma riski yüksek olan çiftler için hamilelik en başından
kontrol altına alınmış olur. IVF’de olumsuz sonuçların başlıca sebeplerinden
biri kromozom anomalisi dolayısıyla meydana gelen düşüklerdir. Bu nedenle PGT,
özellikle ileri yaştaki IVF hastalarına ait oositlerde %43.1’lik gibi yüksek
oranda kromozom anomalisine rastlanması sebebi ile ileri yaş anne adaylarına
önerilmektedir. Ayrıca ülkemizde sıklıkla görülen talasemi ve orak hücreli anemi
genetik hastalıkların gebelik öncesi analizi de PGT ile yapılabilmektedir.
Gelişen genetik teknikler ve bilgiye ulaşma olanaklarının artması çiftlerin, PGT
ve diğer prenatal tanı yöntemleri hakkında sağlık merkezlerine başvurmalarını
kolaylaştırmıştır. Asıl amacı aileleri sağlıklı bebeklere kavuşturmak olan IVF,
Preimpantasyon Genetik Tanı’nın uygulanması ile birlikte başarıya ulaşma
konusunda bir daha atılmasını sağlamıştır. BLASTOKİST TRANSFERİ Son
dönemlerde geliştirilmiş medium sistemleri kullanılarak embriyo canlılığı
laboratuar ortamında daha da uzatılmış ve buna bağlı olarak günümüzde tüp bebek
merkezlerinde, daha yüksek gebelik oranlarının elde edildiği 5. ya da 6. gün
transferleri yaygınlaşmaya başladı. Buna blastokist transferi adı verilir.
Embriyonun ana rahmine tutunmadan önce ulaştığı en son aşamaya blastokist
aşaması denir. Blastokist Transferlerinin Avantajları Şunlardır: Gelitim
potansiyeli daha iyi olan embriyoları seçebilme Canlılğı yüksek olan daha az
sayıda embriyo transfer ederek çoğul gebelik olasılığını azaltması Embryo
gelitimini daha iyi gözleyebilme Embryoları en yüksek gelişim potansiyeline
sahip oldukları dönemde yani blastokist aşamasında doldurabilme
Preimplantasyon genetiği uygulayan merkezlerde trophectoderm (blastokiste
ait hiç hücre tabakaları) biopsisi uygulayabilmek ve bu doku embriyonik olmadığı
için ethik problemleri ortadan kaldırabilmek Embriyo canlılığının
incelenebileceği metodlara fırsat tanıması. EMBRİYO DONDURMA İnsan
gametlerinin ve embriyolarının dondurulmasının tüp bebek pratiğinde büyük önemi
vardır. Tüp bebek uygulamalarında çoğul gebelik riskini en aza indirmek için
genel yaklaşım en fazla üç embriyo transfer etmektir. Bu durumda akla gelen ilk
soru elde edilen fazla embriyoların ne şekilde değerlendirileceğidir. Bu şekilde
elde edilen fazla embriyoların dondurulması hastaya hem ekonomik, hem de
psikolojik bir avantaj sağlar. Ayrıca dondurulan embriyolar transfer edileceği
zaman hasta herhangi bir tedaviye gereksinim duymaz. Embriyo dondurma işlemi tüp
bebek uygulamalarında başarı şansını arttıran bir işlem olarak da
değerlendirilebilir. Emriyo dondurma ve çözme işlemi, embryolar kimyasal
maddelerle (kriyoprotektan) dengelendikten sonra soğutulması ve -196 C sıvı
nitrojen içinde depolanması, çözüldükten sonra da krioprotektan ortamından
uzaklaştırılarak ileri gelişimi sağlamak için özel kültür ort*****ının içine
alınmasıdır. Her iki işlemde çok dikkatli yapılır. Rutin tüp bebek ve
mikroenjeksiyon uygulamalarında embriyo dondurma ile gebelik oranları %15-25
arasında değişir. Aynı siklusda gebelik elde edilmiş ve kalan embriyolar
dondurulmuş ise bu kez gebelik oranı %40 kadar olur. Çiftlerden izin belgesi
alınarak dondurulan embriyolar Türkiye’de 1997 yılında yürürlüğe giren bir yasa
ile üç yıl boyunca sıvı nitrojen içerisinde saklanabilir.
TEDAVİ
SIRASINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR Tedavinin İptal Edilmesi: Hastaların
tedaviye beklenen yanıtı vermemesi, yeterli sayıda follikül gelişmemesi gibi
nedenlerle tedavi iptal edilebilir. Yumurta Bulunamaması: Özellikle yaşı
ileri ve yumurtalık rezervi düşük kadınlarda folliküller yeterli büyüklüğe
ulaşmasına karşın aspirasyon sırasında hiç yumurta
bulunamayabilir. Döllenmenin Olmaması: Yumurta ve spermler normal olmasına
karşın bazı yumurtalarda döllenme gerçekleşmeyebilir. Döllenme oranı %70
civarındadır. Transfer Zorluğu: Bazı durumlarda kadının genital
organlarının anatomik yapısı nedeniyle transfer çok zor olabilir. Bu gibi
durumlarda gebelik şansı düşmektedir. Sperm Bulunamaması: TESE uygulanan
hastaların %40’ında sperm bulunamaz ve tedavi iptal edilmek zorunda
kalınır. Gebelik Testi Öncesi Kanama: Test gününden önce kanaması
olanlarda gebelik şansı düşmekle birlikte gebelik olmadığı anl**ı** gelmez.
Ovarian Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS) Yumurtalıkların tedaviye aşırı
cevap vermesi ve karın boşluğu ile diğer vücut boşluklarında sıvı toplanmasıyla
ortaya çıkan bir tabloolup şiddetli durumlarda hastanede yatarak tedavi gerekli
olabilir. OHSS açısından riskli oaln kişilerde embryo transferi ertelenip
embriyolar dondurulabilir.
GEBELİK ORANLARI Yabancı üreme
tekniklerinde gebelik oranları hasta yaşı, infertilite süresi infertilite
nedeni, yumurta sayısı gibi pek çok değişkene bağlıdır. Bunlardan en önemlisi
kadının yaşıdır. İlerleyen yaşla birlikte gebelik oranlarında da düşme görülür.
VKV Amerikan Hastanesi Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi’nde 1996-2001 yılları
arasında yapılan 7000’den fazla uygulamada transfer başına ortalama gebelik
oranı %45 civarındadır. Yaşı 30’un altında olan hastalarda bu oran %60’lara
kadar çıkarken, yaşın 40 ve üzerinde olduğu durumlarda %15’ler düzeyine indiği
gözlenmiştir. İleri yaş sadece gebelik oranlarını etkilemez. Bu hasta gurubunda
gebelik elde edilse bile, bu gebeliğin bir düşük ile sonuçlanma olasılığı genç
yaştaki hasta gurubuna göre daha yüksek olur.
.
Tüp bebek
Merkezleri Ve bilgileri
|