Geçmişe baktığımızda
eski firavunlar
devrinde antik çağın
ünlü hekimi
Hipokrat’ın
yazdıklarında,
Uzakdoğu, Hint, Çin
kültüründe, bin yıl
önce yaşamış ünlü
Türk hekimi İbn- I
Sina’nın yazılarında
ve orgazm
bozukluklarıyla
ilgili pek çok
bilgiye
rastlayabiliyoruz.
Orgazm, özellikle
kadının orgazmı,
Masters ve
Johnson’un St.
Louis’de 1960’lı
yıllarda yaptıkları
cinsel fizyoloji
araştırmaları
sonuçlarının detaylı
biçimde basına ve
geniş halk
kitlelerine
yansımasından sonra,
kadının orgazmı önem
kazanmıştır. Her
kadının her cinsel
birleşmede orgazma
ulaşabiliyor muyum,
ulaşamıyor muyum
çabasına girmiş,
ulaşamayanlar uzun
tedirginlik devresi
yaşamışlardır.
Istatistliklerden
bilindiği gibi her
cinsel birleşmede
orgazma ulaşabilen
kadınların sayısı
azınlıktadır.
Kadında orgazm
olamama hali veya
diğer bir deyimle
orgazm sorunu veya
orgazm güçlüğünün,
cinsel soğukluktan (firijide)
farklı durumlar
olduğunu hepimiz
biliyoruz. Cinsel
soğuklukta kadının
cinsel güdüsü yok
gibidir. Cinsellikle
ilgili davranışları
itici bulur.
Orgazm
güçlüğündeyse,
cinsel istek vardır
ve bunlar cinsel
olarak uyarılırlar.
Cinsel uyarılardan
heyecan duyarlar,
esasen yeterli
uyarıldıkları halde,
doruk noktaya
varmakta güçlük
çekerler. Orgazmın,
kesin bir tanımını
yapmak oldukça
güçtür.
Cinsel birleşme
öncesinde, eşi ne
kadar uyarırsa
uyarsın, kadının ne
kadar doyumlu bir
orgazma ulaşacağı
hiçbir zaman önceden
kestirilemez.
Orgazm olamayan
kadınların genelde
cinsel yaşama önem
vermediklerini veya
cinselliği kirli,
pis ve adi olarak
değerlendirdiklerini
görüyoruz. Ayrıca
orgazm olamayan
kadınların eşleriyle
aralarındaki
duygusal bağın
yeterli düzeyde
olmadığı istatistlik
verilerine göre
ortaya çıkar.
Daha önce de
belirttiğim gibi,
orgazm dışkılama,
idrar yapma gibi
öğrenilebilen bir
reflekstir. Herhangi
bir nedenle orgazm
olamayan kadın,
orgazm olabilmek
için cinselliğe
bakış açısını
değiştirmelidir.
Cinselliği
yaşayabilecek gücü,
isteği
oluşturmalıdır.
Kadınlar
klitoristeki (bızır)
sinir uçlarının
uyarılma odakları
açısından çok
yetkindir. Ama
eşleri ne kadar
bilgili de olsa,
onları teorik olarak
yeterince uyarsa da,
eğer kadın kendini
serbest bırakıp,
cinselliğini yaşamak
için koyvermiyorsa
orgazma
ulaşamıyacaktır.
Geçmişde istatistlik
verileri
değerlendirmek için
klitoris orgazmı
veya vajinal orgazmı
diye bir takım
sınıflandırmalar
yapılmıştır. Bu tür
sınıflandırmaların
özellikle tedavi
yönünden yanlış
olduğu artık bütün
tıbbi oteriteler
tarafından kabul
edilir. Klinik
deneyimlerime göre,
ben de bu tür
sınıflandırmaların,
kadının aklını daha
çok karıştıracağı
inancındayım.
Orgazmın
öğrenilebilen bir
refleks olduğunu
belirttim. Bu çok
önemli refleksin
sınırlarını tam
olarak
belirleyemiyoruz.
Bazı kadınlar, penis
dölyoluna girdikten
kısa bir süre sonra
orgazm
olabiliyorlar. Bazı
kadınlar ise tedavi
görmezlerse, kendi
başlarına orgazma
ulaşamıyorlar.
Birleşik Amerika’ da
yapılan bir
araştırmaya göre
kadınların yüzde 8’i
hiç orgazm olamamış.
Kinsey’e göre
araştırma grubundaki
kadınların 20 yaş
civarındakilerin
yüzde 50’si, 35
yaşındaki kadınların
yüzde 10’u hiç
orgazm olamamış.
Evli kadınlar
arasında yapılan bir
araştırmaya ve
Gebhart’ ın
verilerine göre
yüzde 16’sı hiç
orgazm olamıyormuş.
Kadının orgazm
olamama haline
anorgazmi adı
verilir.
Klinik deneyimlerine
göre, kadının orgazm
olamamasında en
önemli etkenler
cinselliği
aşağılayan bir
çevrede yetişmiş
olmak, eşle olan
iletişim bozukluğu
ve cinsel teknikte
bilgi eksikliğidir.
Orgazm bozuklukları
Bancrof’ ta göre
yüzde 18’ dir.
Orgazm olamama veya
orgazm güçlüğü bügün
artık tıbbi
seksolojinin
tedavide yardımcı
olabileceği bir
konudur. Uzun
yıllardan beri bu
tür hastalıklar
başarıyla tedavi
edilir.
Jinekoloji Uzmanı
Dr. Akif POROY
|