|
|
Otellerin Liste
1
2
3
4
5
Kayak,
insanlık tarihi kadar eski...

İnsanlık tarihi kadar eski bir spor dalı olan
kayak, insanoğlunun doğa ile yapmış olduğu yaşam
savaşı sonucu ortaya çıktı. Tarih öncesi
çağlarda insanların kışın karda batmamak
amacıyla, ayaklarına bağlamış oldukları çeşitli
şekillerdeki ağaç parçaları, kayağın en ilkel
şeklini temsil ediyor. Tarihçesi 5 bin yıl
öncesine ait ilk kayaklar, dişbudak, betula ve
çam ağaçlarından yapılmış olup, bunların
kayganlığını artırmak için çam ağacından
yapılanların tabanları katranla, betuladan
yapılan kayaklarda deriyle kaplanmıştır.
Kayağın ilk ortaya çıktığı ve kullanıldığı
bölgeler, Sibirya, Moğolistan ve Altaylar. Kayak
daha sonra, Kuzey Amerika, Balkanlar, Anadolu ve
Kuzeybatı yönünde İskandinavya ile İzlanda'ya
doğru yayılır. 1921 yılında İsveç'te bulunan çam
ağacından yapılmış ilkel kayağın (Hoting Ski) 4
bin 500 yaşında olduğu saptandı.
Kazılar sonucu çıkartılan kayaklar üç tiptedir.
Güney tipi kayaklar; topuklardan bağlanan, uzun
ve uçları yukarı doğru kıvrık kayakların
Urallar, Orta Avrupa ve Güney Norveç'te
kullanıldıkları anlaşılmıştır. Altları hayvan
derisiyle kaplanan kısa ve geniş şekildeki kuzey
tipi artik kayaklar, günümüzde Sibirya'da
kullanılan kayaklara benzemektedir. Nordik tipi
kayakların ise ilk kez Japonya'da kullanıldığı
anlaşılmıştır. Bu kayakların, altları oluklu
olup, iki kayak birbirine eşit değildir.
Spordan önce askeri amaçla kullanıldı
İlk defa bir ulaşım aracı olarak Norveç, İsveç,
Finlandiya ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinde
kullanılan kayak, 15. yy.dan itibaren İsveç,
Norveç, Polonya, ve Rusya tarafından askeri
amaçlarla kullanıldı. Zaman içinde gelişerek bir
spor aracı olarak benimsenmesi sonucunda,
1866'da Cristina'da ilk kez kayak yarışmaları
düzenlenirken, bu karşılaşmaya gösterilen büyük
ilgi üzerine, 1879'da Oslo'da daha büyük bir
organizasyon gerçekleştirilerek kayakla atlama
yarışmaları yapıldı.
1880'li yıllarda Norveçli Fridtjof Nansen'in 6
kirkeşilik ekibiyle Grönland'ın kuzey ucunu
kayakla geçip, daha sonra "Grönland'da Kayakla
Gezi" kitabını yayımlaması, kayağa gösterilen
ilginin daha da artmasına neden oldu. 1896'da
Mathias Zdarsky, Alp Tekniği'nin temellerini
oluşturan yeni teknikler bularak kayakta büyük
bir devrim gerçekleştirdi.
Dünyadaki ilk kayak kulübü 1877'de, Fridtjof
Nansen'in girişimleriyle Norveç'te "Ski Club de
Cristina" adıyla kurulup, bunu 1890'da Almanya,
1894'te Avusturya, 1901'de Fransa ve 1903'te
İngiltere'de kurulan kayak kulüpleri izlendi.
1924'te merkezi Bern'de olan Uluslararası Kayak
Federasyonu (Federation International de Ski)
FIS'in kurulmasıyla birlikte kayak, aynı yıl kış
olimpiyatları programına dahil edildi. FIS'in
ilk kez 1925'te düzenlediği "Alp Disiplini" ile
1931'de düzenlediği "Alp Disiplini" yarışları
günümüzde her dört yılda bir, ayrı yerlerde ve
birbirinden bağımsız olarak yapılmakta.
Kayağın gelişmesi için adımlar atılıyor...
Eski Türkler ve Osmanlılar, zorlu doğa
koşullarına karşı koyabilmek amacıyla "İvik"
adını verdikleri ve bir anlamda kayak görevi
gören ayakkabılar giyiyorlardı. Kayak sporu
Türkiye'de hiçbir gelişme gösteremedi ve zamanla
unutuldu. Modern anlamda kayağın tanınması ise
Silahlı Kuvvetler'in 1915'te askeri amaçla
kurmuş olduğu kayak birlikleri aracılığıyla
gerçekleşti. Aynı yıl Erzurum Kerim Hitli
Tabyası'nda açılan kayak kursunda Avusturya'dan
getirilen Alberth Bilstein önderliğinde, orduda
kayağa başlandı ve Arif Hikmet Koyunoğlu, Cemal
Dursunoğlu, Kemal Hasip gibi ilk kayakçılar
yetişti.
1917 yılında ise Erzincan'da dört bölükten
oluşan kayak taburu kuruldu. Aynı dönemde ilk
kayak okulu da Hikmet Koyunoğlu tarafından
Suşehri'nde açıldı. 1933 yılında Galatasaray
Lisesi öğretmenlerinin Uludağ'a çıkarak kayak
yapmaları ile bu spor yeniden canlandı.
1933-1934'te Bursa Halkevi'nin Uludağ'da, Ankara
Halkevi'nin Elmadağ'da, Erzurum Halkevi'nin
Palandöken'de düzenledikleri kayak faaliyetleri
önemli adımlar oldu.
1935'ten bu yana...
|