PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI
HZ. MUHAMMED (S.A.S.)'İN HAYATI
(571-632)
PEYGAMBERIMIZIN DOGUMU
Peygamberimiz Fil vakasından 50 gün sonra
,Rebiullevvel ayinin on ikinci Pazartesi günü,tan yeri ağarırken, Mekke`de
doğdu.
PEYGAMBERIMIZ DOĞDUĞUNDA BAZI HADISELER VUKU A
GELDI
Peygamberimiz doğduğunda bazı hadiseler vuku a geldi,bunlardan
bazılarını söyle sıralayabiliriz:Peygamberimiz ,Anadan Sünnetli ve göbeği kesik
olarak doğdu. Peygamberimiz doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip
ellerini ,yere dayamış başını semaya kaldırmış olarak doğdu.Peygamberimiz
doğduğu zaman ,bir yıldız doğmuş ve bilginler, bu yıldızın doğduğu gece,Ahmed
doğmuştur Dediler.Bir çok Yahudi Alimi Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin
bu gecede doğduğunu yakınlarına bildirmişlerdir.
Peygamberimiz doğduğu
gece Kisranin sarayından on dört şerefe yıkıldı İranlıların,bin yıldan beri hiç
sönmeden yanan Atesgedeleri sönüverdi.Save Gölünün suyu çekildi.Sema ve Vadisini
su bastı.Iran Sahi, Arapların, ülkesini istila edeceğini rüyasında gördü,ve
telaşa düştü.
PEYGAMBERIMIZIN BABASI HZ.ABDULLAH
Peygamberimizin
babası Hz. Abdullah Kureyş’in ileri gelen delikanlılarından idi. Güzel yüzlü,iki
gözü arasında peygamberlik nurunu taşıyordu.Mekkenin bütün genç kızları onunla
evlenmek için can atarlardı.Babasına o kadar itaatliydi ki babasının izinden hiç
çıkmazdı.Hatta birinde babası Abdulmuttalip Allaha dua etmiş ve ``Allahım eğer
bana on erkek evladı verirsen onlardan birini senin için kurban edeceğim``demiş
,on evladı olunca da Allaha verdiği sözü tutmak için oğlu Abdullahı kurban etmek
istemiştir.Oğlu Abdullah babasına itiraz etmemiş ve boyun eğmiştir Etraftan
yapılan eleştirilerle oğlunu kurban etmekten vaz geçmiş onun yerine 100 Adet
Deve kurban etmiştir. Hz. Abdullah hz. Amine ile evlendikten Kısa bir müddet
sonra gittiği ticaret kervanından dönerken yolda hastalandı. Medine’de dayısı
Beni Adiy bin. Neccarin yanında bir ay hasta aldıktan sonra vefat etti.Hz.
Abdullah vefat ettiği zaman Peygamberimiz henüz Anne karnında altı
aylıktı.
PEYGAMBERIMIZIN SÜT ANNEYE VERILISI
Yeni doğan çocukları
süt anneye vermek; Kureyş ve sair Arap eşrafının adeti idi.
Bu da;
kadınların kocaları ile daha iyi meşgul olmalarını ve çocuklarında ,özellikle
,havasının güzelliği, rutubetinin azlığı ve suyunun tatlılığı ile tanınan
yerlerde yasayan şerefli kabileler arasında, sağlam vücutlu,siki etli, cesaretli
yetişmelerini ve düzgün, pürüzsüz konuşmayı öğrenmelerini sağlamak
içindi.
Mekke çevresinde ve Harem içinde oturan kabilelerden Süt annesi
olanlar, her yıl iki defa, yaz ve güz olmak üzere Mekke`ye gelirler,çocukları
alıp götürürlerdi.
Peygamber efendimizi(A.S) Ben`i Sa`d b.Bekr
kabilesinden Süt annesi Halime hatun götürdü.
Peygamberimizin Süt
kardeşleri şunlardır::
Abdullah b. Haris,Üneyse binti.Haris,Şeyma bint-i
Haris.
Peygamberimizi Yetim olduğu için Arap kadınları kabul etmemiş;
sadece kabilesine götürecek çocuk bulamayan Halime, eli bos gitmemesi için
peygamberimizi kabul etmişti.Peygamberimizi aldıktan sonra Halime ve Ailesinin
yaşam tarzı bir anda değişti.
Bunlardan bazılarını Halimenin dilinden
dinleyecek olursak; Halime Hatun der ki;`` İçinde bulunduğumuz kuraklık ve
kıtlık yılında hiç bir şeyimiz kalmamıştı. Ben, kır merkebimin üzerinde
idim.Yanımızda, yaşlı bir devemiz vardı,bize bir damla süt
vermiyordu.
Üzerinde bulunduğum merkebin ağır yürümesi yol arkadaşlarımı
çileden cıkartıyordu.Nihayet Mekke’ye varıp emdirilecek oğlan çocukları aramaya
başladık. İçimizden hiç bir kadın Muhammedi almak istemiyor,ondan uzak
duruyorduk. Çünkü, bizler emdireceğimiz çoçuğun babasından bahisse kavuşmayı ve
ondan armağanlar almayı bekliyorduk.
Bir ara Muhammed in dedesi
Abdulmuttaliple karşılaştım,bana; İsmin nedir ?diye sordu.
Halime dedim.
Bana;Ey Halime! Benim yanımda bir yetim çocuğum var onu emzirmek için Beni Sa`d
kabilesi kadınlarına teklif ettim öksüz olduğu için kabul etmediler. Sen kabul
eder misin? Ben ,``bana biraz müsaade ette kocama bir
danışayım``dedim.
Hemen kocamın yanına döndüm,ona haber verdim. Kocam
izin verince Muhammedi aldım.
Muhammed bize gelince,evimiz öyle
bereketlendi ki kocam la hayretler içinde kaldik.Sütü çekilmiş olan devemizde
sütler fazlaca akmaya, zayıf olan merkebimizi,yolda başka hiç bir binek hayvan
geçememeğe,davarlarımıza inen süt hiç bir davara inmemeye
başladı.
Peygamberin Çocukluğu daha değişikti. Daha iki Aylık iken,her
tarafa yuvarlanmaya çalışıyordu.Üç Aylık olunca Day durmaya çalışıyordu.Dört
Aylık olunca, duvara tutunup yürüyordu.Beş Aylık olunca bir yere tutunmadan
yürüyebiliyordu.Altı Ayı tamamlayınca, yürümeyi hızlandırmıştı.Yedi Aylık iken
her tarafa gidebiliyor,koşabiliyordu. Sekiz Aylık iken,konuşuyor,konuşulanı
anlayabiliyordu.On Aylık iken Ok atabiliyordu. İki Yılı doldurduğu
zaman,oldukça, iri ve gösterişli bir çocuk olmuştu.Onu Annesine götürdük,
Amma,biz,Onun yüzünden gördüğümüz hayır ve bereketten dolayı, Yanımızda bir
müddet daha tutmaya çok istekli bulunuyorduk.
HZ.AMINENIN MEDINE ZIYARETI
VE VEFATI
Hz. Amine Peygamberi de yanına alarak Medine’deki Neccar
oğullarından olan Dayılarını ziyarete gitti. Orada peygamberle, bir ay kadar
misafir oldular.
Yahudi kavmi peygamberimizi orada görünce onu devamlı
kontrol edip hal ve hareketlerine dikkat ediyorlardı. Hz. Amine Yahudilerin
Peygamberimiz hakkında takındıkları tavırlardan korkmaya başladı Ve acilen Mekke
ye dönmek için yola koyuldular.
Hz. Amine, Mekke’ye gelirken, yolda
hastalanıp Evba köyünde durakladi.Başucunda duran Peygamberimizin yüzene
baktı.Sonra da söyle hitap etti:
``Ey çekilen dehşetli ölüm okundan,
Allah in lutfu ve yardımı ile yüz deve karşılığında kurtulan zatin oğlu!Allah,
Seni,mübarek ve devamlı kilsin! Eğer rüyada gördüklerim doğru çıkarsa,Sen Celal
ve bol ikram Sahibi tarafından,Adem oğullarına helal ve haramı bildirmek üzere
gönderileceksin! Allah, Seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan,
putperestlikten de, esirgeyecek,alıkoyacaktır.
Her canlı varlık
ölecektir. Bende öleceğim.Fakat temelli anılacağım Çünkü, temiz bir oğul
doğurmuş,arkamda hayırlı bir anı bırakmış bulunuyorum demiştir.
Ve hz.
Amine Ebva da vefat etti.Hazret-i Amine vefat ettiğinde 30 yaşlarında
idi.
Dünyada,böylece Babasız ve Annesiz kalan Peygamberimizi,yüce
Allah,hamisiz bırakmadı: Önce dedesi Abdulmuttalibin yanında, sonra da amcası
Ebu Talib-in yanında kaldı. Peygamberimiz, sekiz yaşına kadar,Dedesi
Abdulmuttalibin yanında,sekiz yaşından sonra da Amcası Ebu Talib-in yanında
kaldı.
PEYGAMBERIMIZIN TICARET HAYATINA ATILISI
Kureyşliler,
öteden beri ticaretle uğraşırlardı. Ticaretle uğraşmayanların ise,ellerinde hiç
bir şeyleri bulunmazdı. Peygamberimizin de, hazreti Hatice hesabına ticarete
başlamadan önce, ticaretle uğraştığı olmuştur. Nitekim, Said b.Ebu Saib,
Islamiyetten önce Peygamberimizin ticaret ortağı idi.Peygamberimizin,ticaret
yapmak için, sermayesi olmadığından,hazreti Hatice peygamberimizi ücretle tuttu
ve Kureyşilerden tuttuğu, başka bir zatıda, Peygamberimizin yanına kattı.
Hazreti Hatice yapacağı her sefer için, Peygamberimize, ücret olarak genç ve
yiğit birer erkek deve veriyordu. Peygamberimiz, Hazreti Hatice`nin ticaret
Malını Şam`a götürmek için ,ilk defa dört tane erkek ve genç deveye anlaştılar.
Peygamberimizle Kervan halkı Şam`a gitmek için yola koyuldular: Şam
topraklarından Busraya vardıklarında peygamberimiz orada getirdiği bütün malları
çok karlı bir şekilde satıp alacaklarını aldıktan sonra,Mekke’ye yardımcısı olan
Meysele ile birlikte geri döndü.
PEYGAMBERIMIZIN
EVLENMESI
Peygamberimiz hazreti Hatice adına ticaret yaparken,
Peygamberimizdeki harikulade halleri görmüş ve yardımcısı Meysele ile
Peygamberimize evlilik teklif etmişti. Peygamberimiz bu teklifi kabul ederek
Kureyşlilerin en soylu kadınlarından olan hazreti Hatice ile
evlendi.
PEYGAMBERIMIZIN COCUKLARI
Peygamberimizin, hazreti
Haticeden,iki erkek çocuğu,dört kız çocuğu doğmuştur Isimleri şöyleydi: Kasim,
Abdullah, Zeynep,Rukayye ,Ümmü Külsüm,Fatima ve Cariyesi Mısırlı Maria`dan doğan
Ibrahim`dir.
KABENIN KUREYŞILERCE YENIDEN YAPILISI VE PEYGAMBERIMIZIN
HAKEMLIGI
Bir Kadın, Kabe Hareminde buhurdanlıkta Öd ağacı yaktığı sırada
, buhurdanlıktan sıçrayan bir kıvılcımdan Kâbenin kat kat olan örtüsü tutuşup
tamamı ile yanmış, bu yüzden duvarlar da her taraftan gevşeyip çatlamış
bulunuyordu. Zaman, zaman sahilden gelen sel baskınları ilede Kâbenin tabanı ve
duvarları da iyice yıkılacak duruma gelmişti.
Bunun icin,Kureysliler
Kabenin duvarlarını onarıp sağlamlaştırmak ve üzerinede,tavan çatmak
istiyorlar,fakat, yıkmağa kalkarlarsa azaba ugrayabileceklerinden
korkuyorlar,aralarinda meşvere ediyorlardı.
Am bu sırada Rum
tüccarlarından birisine Ait olan inşaat malzemesi yüklü bir gemi Cüdde
sahillerinde parcalandi,bunu fırsat bilen Kureyşliler aralarında yardımlaşarak
bu batan gemiden Kabe inşaası için gerekli malzemeleri almış oldular.Ve Kâbenin
inşaatına başladılar.
Hacerül Esved taşı yerine konulacağı zaman
kabileler ,birbirleriyle anlaşamadılar. Hatta işi okadar ilerlettiler ki
aralarında kavga yapmaya çok az bir zaman kaldı. Kureyşiler, Bu iş üzerinde,
dört veya beş gece durdular. Sonra Kureyşin yaşlılarından Ebu Ümeyye b. Mugire
bir teklifte bulundu;
Teklifine göre ,mescidin kapısından giren ilk kişi
bu taşı koymak için hakem olacaktı. Bütün kavmin uluları bu teklifi kabul
ettiler.
Tam bu sırada peygamberimiz içeri girdi, bütün kureyşliler el
çırparak El-Emin`in hakemligine razıyız dediler.
Peygamberimiz de
hakemlik yaparken bütün kabilelerden birer kişi alarak Hacerul Esved-i bir beze
koydurdu,ve onu konulacak yere getirttikten sonra besmele çekerek kendi
elleriyle Hacerul-Esvedi yerine koymuş oldu.
Kaynak:
DinveKitap