|
|
|
Ergenlik Döneminde Yaşanan Fiziksel
Değişimler Nelerdir? |
Genel olarak ele
aldığımızda bu
dönemde gençlerde
fiziksel olarak
değişiklikler
gözleniyor. Boyları
uzuyor, kiloları
artıyor, cinsel
organlarda
değişiklikler
oluyor. Yüzde
sivilce oluşuyor.
Gençler cinselliği
keşfetmeye
başlıyorlar. Ancak
yetişkinler
dünyasına adım
atmaya hazırlanan
gençte fiziksel
gelişme olsa bile,
ruhsal gelişme aynı
oranda olmadığı için
bir uyumsuzluk
oluşuyor. Ruhsal
donanımları fiziksel
gelişimleriyle
orantılı olmadığı
için bir iç çatışma
yaşanıyor.
Bu Dönemde
Gençler Psikolojik
Olarak Nasıl
Etkilenir?
Ergenlik döneminde
genç kendisini
yalnız hisseder ve
vücudundaki, ruhsal
dünyasındaki
değişikliklerden
korkar. Cinsel
anlamda farklılıklar
yaşar ve hissettiği
bu karmaşayı dile
getirmekte zorlanır.
Yaşadığı bu hassas
döneme ailesini
katmakta zorlanır.
İçinde bulunduğu her
şeyi reddeden bir
tutuma girebilir. Bu
da onun fiziksel ve
ruhsal yapısını
bloke edecektir.
Bu dönemde birçok
ailenin çocuklarının
birdenbire yetişkin
olmalarını kolay
kabullenemediklerini
gözlüyorum. Anne
babalar okuldaki
ödevlere, arkadaş
seçimine, gelecekle
ilgili planlara
fazla müdahale
edebiliyorlar.
Gençlerle yaptığımız
psikoterapilerde
birçoğundan
"arkadaşlarıma,
babama çok şey
anlatabilirim. Ama
benim gerçekten kim
olduğumu, içimden
gerçekten neler
geçtiğini asla
söyleyip anlatamam"
sözlerini duyuyoruz.
Bu sözlerde
yetişkinler
dünyasına çok önemli
mesajlar var.
Gençler için bu
dönemde okul,
arkadaşlar ve
ebeveynler çok önem
kazanıyor. Genç,
farklı olma, kendini
akıllı bulmama
duygusu, kendisinin
ve ailenin
beklentilerine ayak
uyduramama
duygularıyla
mücadele ediyor.
Yetişmekte olan
gençler için kendi
bedenleri çok önemli
bir problem teşkil
ediyor. Nasıl
gözüktüklerine
inanılmaz derecede
önem veriyorlar.
Tabii bunda ergenlik
dönemi kadar ve
medyanın kadın-erkek
kavramıyla ilgili
oluşturduğu
prototipler de çok
etkili oluyor.
Aileler de
cinsellikle ilgili
kültürleri sınırlı
olduğu için gençlere
çok fazla yardımcı
olamıyorlar.
Türkiyedeki eğitim
sisteminin yalnız
başarıyı hedeflemesi
gencin ruhsal ve
bedensel gelişimini
ön plana almaması
bütün yükü ailenin
omuzlarına yıkıyor.
Birçok genç erken
yaşlarda iş aramaya
başlıyor.
Bağımsızlığı için
kararlar almak
istiyor. Ancak
bağımsız olmak için
attıkları adımlar
yetişkinler
dünyasında gerekli
ilgiyi bulamayıp
ciddiye alınmıyor,
ya da reddedilip
geri çevriliyor.
Ailelere
Öneriler?
Anne babalar
ergenlik dönemindeki
gençleri ciddiye
alıp dinlesinler.
Onların görüşlerine,
duygularına önem
verip sevgi ve
desteklerini hiç
eksik etmesinler. Bu
dönemde gencin anne
ve babası ile
ilişkisindeki dil
çok önemlidir.
Örneğin yeni yetişen
bir genç kıza
babasının yaklaşımı
farklı tip sonuçlar
getirecektir. “Senin
böyle kısa giyinip
oranı buranı
göstermeni
istemiyorum” yerine
“Senin güvenliğin
açısından
tedirginim. Seni
dışardaki bilinmeyen
bu dünyada
kaybetmekten
korkuyorum. Bu
yüzden dikkatli
olmanı istiyorum”
demek daha dürüst ve
sağlıklı bir mesaj
olacaktır. Eğer
bütün çabalara
rağmen, problemler
çözülemiyorsa, genç
kendini dış dünyaya
kapamışsa, muhakkak
bir çocuk genç
psikoterapistine
başvurmalarını
öneriyorum. Son
derece modern,gencin
sahip olduğu
potansiyele yönelik
tekniklerin ön
planda tutulduğu
terapi yöntemiyle bu
sancılı dönem kısa
sürede
atlatılabilir. Gence
özgüveni
kazandırılabilir.
Yetişkinler dünyası
ve onun
beklentileriyle başa
çıkabiliecek
iletişim modelleri
ve donanımını
kazanması
sağlanabilir.
Böylelikle bu kritik
dönem psikoterapi
yardımıyla gence ve
aileye hasar
vermeden
atlatılabilir.
Ergenlik
Sorunlarını Aşmak
İçin Neler Yapmalı?
Aileler bu dönemde
cinsellikle ilgili
konuları
çocuklarıyla
konuşmakta
zorlanıyorlar. Çünkü
anne- babalar birkaç
kuşak öncesinden
devraldıkları
dayatmacı kalıpçı
modeli taşıyorlar.
Bu konuda konuşacak
kültürleri sınırlı.
Ama bir yandan da
medya birçok değer
yargısını
sorguluyor, herşey
hızla değişiyor.
Aile buna ayak
uyduramadığı için
genç ailesini de
sorgulamaya
başlıyor. Kuşaklar
arası kriz
yaşanıyor. Gençlerin
bu dönemde
yetişkinler
dünyasının
hakimiyetini
reddettiğini
unutmamız gerekiyor.
Bu yüzden ailelere
sorunların aşılması
için gençlerin
dünyasına inen bir
eşlik etme,paylaşma
öneriyorum. Anneler
kızlarıyla, babalar
da oğullarıyla
sorunları
paylaşabilir.
Örneğin cinsellikle
ilgili yaşanan
sorunlarla ilgili
kendisinin de
ergenlik döneminden
geçtiğini, benzer
sorunları yaşadığını
anlatabilir,
kendisini nasıl
hisettiğini, hangi
sorunları yaşadığını
sorabilir,
dinleyebilirler. Ama
öğretici, dayatmacı
bir pozisyonla
yaklaşmamaları
gerekiyor.
Ergenlik döneminde
okul, aile ve çocuk
üçgeninin ilişkileri
iyiyse sorunlar en
aza iniyor. Bu
dönemde okullarda da
yaş gruplarına
yönelik ortak grup
faaliyetleri
oluşturulmalı.
Gençler sorunlarını
paylaşmalı,
içlerindeki sesi
saklı tutarak
kendilerini bloke
ettiklerini
unutmamalılar.
Aileler gençlere
sıkıntı duydukları
konuları anlatacak
bir iletişim biçimi
oluşturmalı. Ben
yetişmekte olan
gençlerin onları
algılayıp verdiği
yerin ötesinde daha
geniş açılı ve
akıllı olduklarını
görüyorum.
Yaptığımız terapi
çalışmalarında
onların yetişkinler
dünyasındaki kalıp
ve düşünceleri çok
ciddiye aldıklarını
gözlüyorum. Bu
yüzden bir çoğu
toplumdan ve
ailelerinden
aldıkları yanlış
yönlendirmeler ve
mesajlar yüzünden
güvensizliğe itilip
ergenlik döneminin
pozitif yönlerini
yaşamıyor, kendini
önemsiz görüyor.
“Benim geleceğim ne
olacak?” sorusu
gençlerin zihnini
fazlasıyla tedirgin
ediyor. Bu da onları
korkulu,özgüveni
olmayan bağımsız
davranmayı
öğrenemeyen,
depresif bir
pozisyona
sürüklüyor.
Dr. Mehmet
Zararsızoğlu
|
Kaynak:
ailem.com'dan
alınmıştır
|
|
|
|
|
|
|
|
|