|
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar:
Toplumlar genel eğilimlerine göre sosyal hayatlarını düzenlerler ve toplumun
genel gidişatı bireyleri de etkiler. Herkesin yalancı, düzenbaz, ahlâksız olduğu
bir toplumda birilerinin dürüst, doğru ve iyi olması hazmedilemez. Daima hakkı,
haklıyı gözeten doğruyu söyleyen böyle kişiler, başkalarının çıkarlarına engel
oldukları için dışlanırlar ve zulüm görürler. Ne olursa olsun doğrudan
ayrılmamak gerekir. Başkaları bana zarar verir korkusuyla gerçekleri söylememek,
toplumları yıkan en kötü hastalıktır.
Hak’tan yana olup doğruyu söylediği için zarar gören insanları teselli
amacıyla söylenir.
Doğru söz acıdır:
Kötü davranışları alışkanlık edinen ahlâksız insanlar bile ahlâklı ve dürüst
olmayı ister, böyle görünmeye can atarlar. Çünkü çıkarları bunu gerektirir. Bir
gün birinin çıkıp onlar hakkındaki gerçekleri bütün çıplaklığıyla söylemesi
onlara çok acı gelir. Ancak yine de doğru sözü söylemekten kaçınmamalıdır.
Menfaate dokunan gerçeklerin söz konusu edildiği zamanlarda söylenir.
Doğru söze ne denir!..
Gerçekler yorum kabul etmez. Onlar hakkında art niyetli söylenecek her söz
sahibine zarar verir. Bu bakımdan doğru, mantıklı ve güzel çözümler getiren
sözler tartışılamaz. Atasözleri buna misaldir; aksini söylemek pek mümkün
değildir.
Doğru bir sözü kabullenmek gerektiğini tavsiye için söylenir.
Doğru söz yemin istemez:
Yemin, bir sözün doğruluğunu ispatlamak üzere çok gerekli hâllerde başvurulan
bir ahittir. İnsanlar yalan söylemedikleri zaman yemine ihtiyaç kalmaz. Bu
bakımdan Türk-İslâm töresinde yemin hoş karşılanmamaktadır. Doğru söz, başka
olaylarca da desteklenir. Oysa bir sözün yalan olması, ilgili olaylarla da
ortaya çıkabilir. Bu bakımdan asla yemine ihtiyaç duymayacak kadar dürüst olmak
gerekir. Zira sözlerini yemin ile kuvvetlendirmek isteyen kişilere şüpheyle
bakılır. Kendisine saygısı olan insanlar ise zaten yemine ihtiyaç duymazlar.
Bir sözün doğru olduğunu ispatlayan belirtilerin ortaya çıkması üzerine
söylenir.
Dost acı söyler:
Kişiler arasındaki ilişkilerde bazı kusurları yüze vurmak tarafları
incitebilir. Bu sebeple aralarında sıkı dostluklar bulunmayan insanlar hem
karşısındakini kırmak ve utandırmamak, hem de kendisini eleştirdiğini gösterip
de düşmanlığını kazanmamak için onun kusurların görmezden gelirler. Oysa gerçek
dostlar, karşılarındakinin iyiliğini istediklerinden her türlü eleştiriyi
yaparlar. Ta ki dostu kusurlarını düzeltsin ve başkalarına karşı eksikli
olmasın. Ama gerçekleri söylemek kişilere ağır geldiği için bir dostun eleştirel
sözleri acı kabul edilir. Unutmamalıdır ki yapıcı acı söz, boş iyi sözden
üstündür.
Kişiler, iyiliklerini düşündükleri dostlarını tenkit ederken, bu
atasözüyle fikirlerini kuvvetlendirirler.
Gafile kelâm, nafile kelâm:
Çevresinde olup bitenlerle ilgilenmeyen veya ilgilenmek istemeyen kişileri o
konuda uyarmak boşunadır. Zira onlar ileriyi görmemekte direnir ve olaylar
karşısında gaflet gösterirler. Bu bakımdan kendilerini uyarmak için söylenen
sözler hep boşa gider, işe yaramaz.
Laf anlamamakta ısrar edenler hakkında söylenir.
Hayvan koklaşa koklaşa; insan söyleşe söyleşe:
Hayvanların tanışma ve yakınlıkları içgüdüsel olarak koklaşa koklaşa
sağlanır. İnsan ise akıllı bir varlık olup bunu söz ile ifade eder. Dolayısıyla
insanların yakınlıkları konuşarak sağlanır. Birbirini anlamayan kişilerin
beraberlikleri mümkün değildir. Zira insanları bir arada tutan en önemli unsur
fikir birliğidir.
Sosyal ilişkilerde diyaloğun önemini vurgulamak için söylenir. |