Birdiyar.com'u açılıs sayfanız yaparak, ihtiyacınız olan bütün sitelere kolayca ulaşabilirsiniz.

 
 
Birdiyar Menü

Anasayfa

Sohbet
Animasyonlar
Sevgililer Kartı
Antika Alışveriş
Rüya Tabirleri
Sağlık Ürünleri
Cep Temaları
Cep Duvar Kağıtları
Cep Programları
Cinsellik
Bilet Satış
Günlük Gazeteler

Gül Resimleri
Gerçek Cep Sesleri
Gezi Tatil Rehberi
İlginç Yazılar
İlginç Bilgiler
İlginç Siteler
Hazır Site Tasarımları
Kim Kimdir?
Komik Sesler (amr)
Komik Videolar
Ata Sözleri Sözlüğü
Spor Futbol
Şarkı Sözleri
Flash Oyunlar
Programlar
Arkadaş Arama
Sağlık
Sevgi & Aşk
Her Dilde Sözlük

Aşk Resimleri
Astroloji
Burçlar
Eğlence
Kitap Özetleri
Ödev Siteleri
Magazin Aktüel
Canlı Radyolar
Borsa Siteleri

Otomobil
Tatil

Reklam & İletişim

 

 

 
Birdiyar Msn Menü
Msn Messenger İndir
Msn İfadeleri
Msn Smiley
Msn Avatar
Msn Arka Planlar
Msn Eklentileri
Genel Bilgiler
Güvenlik
Göz Kırpmalar
Nick Name
Yüklemeler
 


 
Birdiyar Cep Tema

Free Cep Programları
Duvar Kağıdı
En Yeni Cep Melodi
Polifonik Melodi
Logolar
Film Transferi
Gerçek Sesler
Cep Oyunlar
Mobil Klipler
Temalar

 

 

 
Birdiyar Bayan
Ah Şu Kadınlar
Hamilelik
Bakım Ürünleri
Doğru Giyinme
Manikür Pedikür
 Diğerleri...
 

 

 

 

 
Aksaray Davetlisi

Yaklaşık 1900 yıllan... Temmuz güneşinin Anadolu'yu yakıp kavurduğu günlerde, Konya 'ya yakın köylerden birindeyiz. Bir evin temelleri yeni bitmek üzere. İri yan bir adam koca elleriyle güneşe inat, koca koca taşlan yontup, temeli yükseltmek için ha bire çalışmakla meşgul. Bir yandan da çamur isteyip, amelelere daha sıkı çalışmalarını tembih ediyor. Dört beş amele, bir ustaya çamur ve taş yetiştirmekte güçlük çekiyorlar. Etraf an kovanı gibi. Taş ve çekicin işlemenin ve işlenmenin verdiği hazla çıkardıkları ses, dalga dalga çevreye yayılıyor. İri yan koca elli adam bir terini siliyor, bir temele taş koyuyorken, gözü tulumbanın başında, su içme bahanesiyle oyalan ameleye takılır. Gümbür gümbür bir ses ile amelenin yüreğini oynatır. Amele hemen küreğini alıp çamur karıştırırken, ''Ne sert bir adam'' diye düşünür.

Oysa bilmez ki, kaba saba adam diye tasvir ettiği kişi ne kadar ince ruhludur!..

Oysa bilmez ki, taş kıran kerpiç kesen o eller, kanun üzerinde dolaşırken, al yazmalı körpecik köylü kızının kınalı narin ellerinden farksız olduğunu!..
Nerden bilsin ki o koca elli adamın Gökmen Hasan Hüseyin Ağa olduğunu. Nerden bilsin ki, Gökmen Hasan Hüseyin Ağa'nın Konya'da namı olduğ1mu, Konya oturaklarının değişmez siması olduğunu.
Ve yine bilmez ki, geleli daha birkaç gün olmasına rağmen, yüreğinin sıla hasretiyle çarptığını. Konya'yı, tozlu Aksinne'sini.
Külahçı sokağının karşısındaki alçacık da köhne kerpiç evini.
Muhabbetin pervasızca sunulduğu, günlerin haftaların kısaldığı Konya oturaklarını, "Şabab oğlan" türküsünü, ihvanını, yaranını özlediğini, kanun tellerin nağme olup gezinmeyi arzu ettiğini nerden bilsin ki?!..
O koca elli adam, Gökmen Hasan Hüseyin Ağa, bir yandan terini siliyor, bir yandan yonttuğu taşı itina ile yerine yerleştiriyor.
Taş yontarken çekicin çıkardığı ses sanki akşam yakacağı türkünün, dillerden düşmeyecek türkünün, çığ çığlık habercisi idiler.
Derken, güneş kızgınlığını yitirip gece ülkesine yolculuğunu hızlandırınca, işi bırakırlar.
O koca elli, ruhu kanun telinde dolaşan adam, Gökmen Hasan Hüseyin Ağa, bulgur aşını yedikten sonra bir ''Kalıp carası2'' yakar.
Başını aktaşa koyar, uzanır. Sigara dumanının adında Emmiler türküsü yankılanırken uyuya kalır.
Rüyasında yaranı, kadınlar pazarında bir ara bekçilik yapan ''Gavur İmam'ı'' görür. Asıl adı Hüseyin olan Gavur İmam, o sıralar bir camide imamlık yapmaktadır. Her günkü gibi yatsı namazını kıldırıp, caminin kapısını kilitlemiş, başında sarığı, sırtında cüppesi, elinde şak şak tespih ile ağır ağır evine giderken birden irkilir!. Kulak kabartır?! Bir saz dövünmektedir uzaktan!.. Gavur İmam olduğu yere mıhlanır. Bir süre evi dinler. Evet! Evet! Artık şüphesi kalmamıştır, bir oturaktır bu. Olanca haşmetiyle dışarıya taşan ahenk onu cezbeder, eli gayri ihtiyari kapının tokmağına gider. O da ne?!.. Kapı açıktır, dalar. Bu bir bağ evidir. Daha iyi duyabilmek için, gider, pencerenin altına çöker. Şuh zil sesleri arasında, yanık yanık türkü söyleyen Gökmen Hasan Hüseyin Ağa'yı tanır;
Eremedim vefasına dünyanın
Bülbül konmuş sarayına Konya'nın
Bunu duyan Gavur İmam, artık dayanamaz, kapıyı tıklatır, kapı açılır, içeri girer. Bir oturak kadını zarif, kıvrak hareketlerle, ayaklan adeta yere basmamacasına zil dövmektedir. Dem, nargile ve ahenk birbirlerine sinmiş; içeriyi tatlı bir sarhoşluk kaplamıştı. Gavur İmam, hemen kapının yanına çöktü ve terbiyeli sesiyle dövünmeye başladı;
Eremedim vefasına dünyanın
Bülbül konmuş sarayına Konya'nın;
derken herkes onu fark etti. Başında sarık, sırtında cüppeyle onu görünce şaşırdılar, fakat şaşkınlıktan kısa sürdü; tanımışlardı.
Hoşgörüsü ve muhabbet ehli olmasıyla tanınan Gavur İmam'dı. Türkü bitti, ara verdiler.
Oyuncu kadın boşalan kadehleri testideki kaçak rakıyla tazeledikten soma, bir kadeh de Gavur İmam'a uzattı. Gavur İmam içmedi. O muhabbetten, zaten sarhoşlamıştı. Bunun üzerine oyuncu kadın, eline koca bir döğme gümüş tabaka alarak sigara sardı ve meclistekilere tek tek ikram ederek yaktı.
Saatler çabucak geçmişti. Ortalık ağarmaya başlayınca, Gavur İmam'ın aklı başına geldi. Bir süre düşündü, soma ani bir kararla sırtından cüppesini, başından sarığını ve saltasının cebinden camiinin anahtarını çıkarıp, kendisine kapıyı açan gencin eline verdi ve kulağına şöyle fısıldadı;
''Bunları camiye götür, cemaatten birine ver, Gavur İmam artık gelmeyecek, Eremedim vefasına dünyanın türküsünü çağıracak de!''
Gökmen Hasan Hüseyin Ağa yatsı ezanlarıyla uyandı. Kendini hala oturakta zannediyordu. Fakat yüzüne çarpan serin yel, ona rüya gördüğünü hatırlattı. O ne biçim rüyaydı öyle? Hem öyle bir türküsü de yoktu. İçinden yakılmamış türküyü okumak geldi, salıverdi sesini;

Eremedim vefasına dünyanın
Bülbül konmuş sarayına Konya'nın
Aksaray'dan Bakırtolu'na yol gider
Sürmelenmiş ela gözlü yol gider
Uzamışsın hay sevdiğim dal gibi
Gelip geçen selam vermen el gibi
Beyler besler merrak için tazıyı
Kadir mevlam böyle yazmış yazıyı
Devem yüksek atamadım urganı
Susadıkça ver ağzıma gerdanı
Saçım uzun ben saçımı tararım
Var mı benim Konyalıya zararım
Ağzından dökülen sözlere kendisi de şaşırdı. Tuhaf duygular içindeydi. Bir an ürperdi. Kalktı, yatmak üzere ahır sekisine3 doğru yollandı. Döşeğini serdi, soyundu, yattı ve uyudu.
Bu gün Hacı Fettah Mezarlığında uyuyan Gökmen Hasan Hüseyin Ağa'nın bu türküsü, yıllarca dillerden düşmemiş, oturak alemlerinin baş köşesine oturtulmuş, sazların iniltisinde nağmeleri dolanmış, sıla hasreti, yar hasreti çekenlerin, dünyanın vefasına eremeyenlerin gönlünde günümüze kadar ulaşmıştır.

1-Kaynak Kişiler: 1.Mazhar Sakman; 2.Hüseyin Çağıllar
2-Eskiden hazır sigaraya verilen İsim
3-Konya köy evlerinde ahırın yanındaki büyük oda


Kaynak:
Mehmet Tahir Sakman
Dünden Bugüne Konya Oturakları
İstanbul, 2001

 


 
Birdiyar Sms
Güzel Mesajlar
Hazır Mesajlar
Özür.Mesajları
Ayrılık Sms mesajları
Dogum Günü Mesajları
Sevgiliye
Aşk Kanunları
Seni Seviyorum
Sevgi Üzerine
Türkü Sözleri, Şarkılar
Aşk Nedir?
Sevgi Sözcükleri
İçimizdeki Programlar
Çapkınlar İçin
Erkek Severse
Güzel Sözler
 


 
Tanıyor musunuz ?
Mustafa Kemal Atatürk
İbn-i Sina
Mevlana
Evliya Çelebi
Mehmet Akif Ersoy
Nasreddin Hoca
Yunus Emre
Necip Fazıl Kısakürek
 


 
Önemli Sayfalar
Bilinmeyen Numaralar
Sayısal Loto Sonuçları
Milli Piyango Sonuçları
Bağ-kur İşlemleri
Araç Sorgulama
Posta Kodu
Ssk Hizmet Dökümü
DGS Bilgi ve Sonuçları
KPSS  Bilgi ve Sonuçları
 
 
 
Birdiyar E - Devlet
M.E.B
Hukuk ve Adalet
Emniyet Müdürlüğü
Konsolosluklar
Siyasi Partiler
Bakanlıklar
Üniversiteler
 
 
 
Birdiyar Programlar
Msn Messenger
Winamp Surround
Ares Lite Edition
Flashget
WinZip Beta 10
 Norton Antivirus 2005
 
 
 
Birdiyar İddaa Menü
İddaa Nasıl Oynanır
Mac Sonuçları
İddaa Forum
İddaa Geyikleri
İddaa Nedir.
İddaa Ana Sayfası
 
 
 
Birdiyar Page Rank

 

 

 

 

Bu Sitenin Tüm Hakları Saklıdır.  İzinsiz Veya Kaynak Gösterilmeksizin Kopyalanamaz, Alıntı Yapılamaz. © 2007